pencereden gördüğüm
gök
sen
aynadaki yüzüm zaten
gök
yüzüme çarpan su
sen
o soğuk duruluk zaten
su
güne seninle
başlıyorum ya
yormuyor koşmalarım
ormanlardan geçiyorum
yollara terimi
düşürmüyorum
terim de sen
üstümde kurutuyorum
harılanıyorum
hız ve haz almadan
hayat kulaklarımda
uğulduyor bir an
seslerden değil
sensizlikten
buhranlarımla
ilerliyor gün
deniz kıyısından
geçmek istiyorum
düşlerime hisse
çıkartmak istiyorum
papatyaların beyaz
yapraklarından
denizin yaşam kokusunu
papatyaların ölüm kokusunu
çok seviyorum
kollarım sarmıyor
ölümlere
ölenlere sarılmaktan
yorgunum
kollarım sarmıyor
düş bu ya
sen sarıldıkça
düşlerim büyüyor
büyüdükçe, eziliyorum
sevgin beni eziyor
kollarındayken
sevgilin olmayı
özlüyorum
pabuçsuz haylaz ruhumu
çıkarasım geliyor
kadınlığıma giyinmeyi
diliyorum kollarında
bir düşümü daha
düşürüp
“dost” diyorum sana
sana yalan söylemeyi
sevmiyorum
sana yalan söylemeyi
sevmiyorum
sana yalan söylemeyi
hiç sevmiyorum
yalan adımlarla evime
yürüyorum
oysa seni yürüyorum
bu da mı yalan
evim
düşlerimin mahremi
o da mı yalan
geçmişim takılıyor
onca dağınıklıkta ayağıma
bohçalayıp
naftalinlemeden
kaldırıp
güvelere yem olmasını
bekliyorum
güveleri göremiyorum
duygulara körüm
onları da göremiyorum
yanlış isimler vermeyi
duygularıma
belki de bu yüzden çok
iyi beceriyorum
geceye soğuyor gün
düşlerim adınla hece
kan eskimesin
güle can versin diye
serim sevgimin
cengiyle
nöbetteyim belki de
ve
üşüyorum
sıcacık olsan da
içimde
üşüyorum yine bir düş
nöbetinde
değdiğinde gül yüzün
geceye
düşüm
bir kez daha düşüyor
düşlüyorum
düşüyorum
üşüyorum
gülümsüyorum
sana yalan söylemeyi
sevmiyorum
sevmiyorum ya
“dost” diyorum
terk edip gidiyorum
gül yüzünü
terk edip gidiyorum
düşümü
terk edip gitmeleri
ezbere
eksiksiz
çok
iyi
biliyorum
D.K.
3 Ağustos 2020 01:29