30 Aralık 2022 Cuma

Kasım 2021

 

7 Kasım2021

Covid sebebiyle ya da ender de olsa aşı sebebiyle ölen çocuklardan bahsederken; zaten, var olan, eşlik eden, altta yatan, komorbidite, ek -ya da adına her ne diyorsanız- hastalığı vardı, diye başlıyorsanız söze; bu sizin, vicdandan, ruhtan, sevgiden, özetle; insanlıktan ne kadar uzak olduğunuzun yansımasıdır. Aynı şekilde, evladını kaybetmiş ailenin acısını hiçe sayıp, aile aşı olmuş mu sorusunu yöneltmek ahlak hududunu hayli aşan kötü niyettir. Ölümlerine pervasızca bahane sunduğunuz yahut çıkarlarınız yönünde şekillendirdiğiniz çocuklar, birilerinin canı, en kıymetlisi, kaybı yaşayanların en onulmaz, en unutulmaz acısı.

Haber niteliği taşıyan verinin aktarılmasında bunu anlayabilirim, ancak o cümle “zaten” barındırmaz. Sözde bilgi aktarmak adına, ego tatmin ederken ve hakarette sidik yarışına dönmüş cümlelerinizi kurarken biraz dikkatli olun diyeceğim, o da havada kalan boş laf olacak…

D.K. 

 

 

19 Kasım 2021

Gerçek şu ki;

1.       Salgının henüz başındayken tam kapama yapılsaydı (Global) ne etkilenmesinden korktukları ekonomi bu derece berbat olacaktı ne bunca insan ölecekti ne de hayatta kalanların maddi manevi yaşantıları bu denli alt üst olacaktı.

2.       Aşı bulunduktan sonra insanlara birçok kanaldan ulaşılıp aşı hakkında, herkesin anlayabileceği bir dilde (burada vurgu var) bilgilendirme yapılsaydı, aşı hakkında bu kadar bilgi kirliliği olmayacak, aşı karşıtlığı bu boyuta gelmeyecekti (Global). Ülkenin Sağlık Bakanı “ne olduğunu bilmediğimiz aşıyı değil en iyi aşıyı getirdik” cümlesi yerine “şu anki imkanlarımızla bu aşıyı getirtebiliyoruz, böylelikle belli bir kesimi korumaya başlayacağız, diğer aşılarda üretim artınca onlardan da getirtip halka alternatif sunacağız” deseydi, aşı karşıtlığı bu boyuta gelmeyecekti. Hele ki özverili sağlık çalışanlarının başarısı ile aşılamada yaşanan hız düşünülecek olursa. Yakından takip ettiğim için takdir ve teşekkürle yazabilirim ki, aşı stoğu, aşı olmaya hazır birey ve aşı yapan sağlık çalışanı orantısı kurulursa, dünyanın hiçbir ülkesinde böyle seri aşılama yapılmadı (Türkiye).

3.       Oluşturulmayan şartlardan doğan ayrıcalık ve ayrımcılık bu kadar uç noktalara taşınmasaydı, politikacılar karar birliğine varabilseydi insanlar ‘pandemi bitmiş gibi’ yaşamayacak ve şu an içinde bulunulan yeni dalga oluşmayacaktı (Almanya).

Özetle; kendiniz için, sevdikleriniz için önlemlere devam edin. Çünkü, salgın bitmedi!..

D.K.

 

 

24 Kasım 2021

 

O kadar ilginç ki; mental sağlık için bir arada çalıştıklarında daha verimli olan meslek grubuna dahil kişiler (psikolojik danışman, psikolog, psikiyatr) Twitter’da birbirlerine hakaret yarışına girmişler. Biri diğerini küçümsemeyi maharet edinmiş. Eskilerin bir lafı vardır; misafir misafiri, ev sahibi hiçbirini istemez, diye. Tam da bu sözden yola çıkarak, insanların, henüz kendi aralarındaki sorunu seviyeli bir şekilde halledemeyip bütün olamayan bu kişilere güvenmesi nasıl beklenir? Bir bütünün parçası olan meslektaşıyla ve hatta kendisiyle barışık olamayan bu kişiler ya da saldırıyla savunmayı birine karıştırıp ortada savunma unsuru dahi yokken saldırıyı seçecek kadar öz güven sorununu ortaya seren kişiler, gerçekten desteğe ihtiyacı olan insanlara nasıl faydalı olabilir?

Bilemedim...

İnsanların ruhsal anlamda ciddi sarsıntılar yaşadığı böyle zor bir dönemde dilerdim ki birlik içinde faydalı olma yolu seçilsin. Denilebilir ki bu meslek grubundakiler de insan, onların da kötü gününe denk gelmiş olabilir. Elbette. Ancak, dil kullanımında saygı seviyesi her meslek için önemlidir. Ve ruh sağlığı, samimi bir saygıyı hak edecek kadar hassas bir konudur.

Neyse, öyle bir içimi dökesim geldi…

 

Dipsiz not: Hastalarının, danışanlarının sorunlarını -anonim dahi olsa- ortaya serenlerden bahsetmiyorum bile!..

 

D.K.

 

 

27 Kasım 2021

Ezginin Günlüğü’nden Sevgi Duvarı’nı dinlerken yine aynı his, aynı görüntü.

Şarkının hiç klibi oldu mu bilmiyorum, ancak, ben bu şarkıyı dinlerken gözümde hep Sevgi Soysal’ın Tante Rosa’sı canlanır.

Bir film gibi izlerim Rosa’yı, elinde boş kafesi, üstünde kürkü ile yürürken.

Zihninden geçirdiği, “Herkesle alay edilebilir. Ama kendi alaylarını yöneltmek yüceltmek elindedir kişinin” cümlesi tam sidikli kontese denk gelir. Yok, derim, Can Yücel, Rosa’ya, sidikli, dememiştir. 

“Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri” … Sesi dolarken göğsüme Hüsnü Arkan’ın, çöpten şişe toplamaktan üşümüş ellerini avucuma alırım Rosa’nın, ısınsın diye ovuştururum.

“Düştüğüm yer öyle açık, düştüğüm yer öyle seçik ki”

Oysa, bir damla birikiyor gözümde, düşmeden, kendi kendine kuruyacak bir damla, görünür olduğunu bile sanmıyorum, sadece ben biliyorum varlığını, belki bir de Rosa.

“Cenazeye gelmişler besbelli, ya kimin? Ölü kim?”

Küller. Küller miydi hüzünlü olan? Kül niye hüzünlü olsun ki...

Kaynağıdır belki hüznün...

Oysa kül de gül gibidir.

Kediler sever eşelemeyi hem külleri hem de toprağını güllerin...

“Başucumda bir sen varsın bir de evren

Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi”

D.K.

 

 

 

25 Kasım 2021

“Güldük geçtik”, “hadi inşallah”, “aman maşallah”, “ayıp oluyor mu”, “-’ye yarar” bu sözler artık muhalefet etmenin özü oldu. Bu özün maya tutup şekillenmesi mümkün mü?

Sanmam...

Yine de kuru tuzumla yorum yapmayayım ben, helalleşmezler sonra benimle...🐐

D.K.

 

 27 Kasım 2021

 

İyinin ve kötünün ırkı, milliyeti yoktur. Dili vardır elbet ama lisanı yoktur.

D.K.


 28 Kasım 2021

 

Omikron daha tehlikeli demek ve sayfalarca yazmak için çok erken, Twitter'da böyle olmasa da gerçek bu.

Virüsün şu an Güney Afrika'da hızla yayıldığı ve oradan çıkışla global bir yayılıma geçtiği doğru. Peki, daha mı hızlı yayılıyor yoksa çıkış noktasında yetersiz önlemler mi bu hızlı yayılmanın sebebi, bilinmiyor. O yüzden, daha hızlı yayılıyor, daha tehlikeli türü açıklamalar için çok erken.

Gerçek olan, varyant ayırmaksızın koronavirüsü hayatımızda diye düşünüp virüslerin yayıldıkça değişime uğrayacağını göz ardı etmemek ve ona göre önlemleri alarak, kendini ve çevresini koruyarak yaşamak. Zaten ruhsal çöküş yaşayan insanları daha da paniğe daha da çıkmaza sürüklemenin anlamı yok. İnsanların bilime güvenmeleri için bilgilerin doğru aktarılması çok önemli. Doğru bir üslupla aktarılan gerçek bilgi, bireysel önlemleri arttırır. Bireysel önlemler (aşı, maske, mesafe, hijyen) arttıkça toplumsal güvenlik artar.

Ve burada tekrara düşsem de lokal aşılama oranları ve hızı, global bir çözüm değildir. Omikron bunun hatırlatıcısıdır!..

 

D.K.

28 Kasım 2021 12:08

  

 

 

29 Kasım 2021

 

Terliklere baktı gülümseyerek. Neredeyse eline alıp göğsüne bastıracaktı. Gülümsemeyle yetindi. Yüzünü görmemişti, sesini duymamıştı. Umursamadı. Yan yana konmuş o terlikler sadece ikisinin anlayacağı bir lisanda, “iyiyim ben, merak etme!” diyordu.

D.K.

29 Kasım 2021 10:02