Uzun oldu yine..

25 Mayıs 2026 Pazartesi

Selahattin Demirtaş'ın geçmişten gelen sözlerinin güncelliğini koruyor olması, geçmişten bugüne değişim için hiçbir şey yapılmadığının göstergesidir. O sözler bugün kimileri için anlaşılır hale gelmişse de bir teselli değil "geç olsa da" ile başlayan cümleler.. 

Demirtaş hala tutsak hala rehin. Bunun aksi için kimse (DEM artık benim HADEP'im değildir dediğim siyasi parti dahil) yeterli mücadele vermedi. 

24 Mayıs 2026 Pazar

Vakti zamanında (Haziran 2024) ceketine laf ettiğim için utanıyorum ve Özgür Özel'e bir özür borçluyum sanırım..

Zihnim komplo teorisi düğmesini aktifleştirdi yine; belki de plan, CHP seçmenini bölmek değil, kendi seçmenlerinden CHP'ye kayanları, bunlar kendi içlerinde çözüme ulaşamıyorlar, kendi partilerini yönetemiyorlar, ülkeyi nasıl yönetsinler, diyerek geri kazanma çalışmasıdır. Yani hedef kitle, CHP seçmeni değil, kaybedilmesinden korkulan AKP seçmeni de olabilir. 

22 Mayıs 2026 Cuma

"Sen de Kılıçdaroğlu için oy kullandın."

"Sen de Kılıçdaroğlu'na oy verin dedin."

Evet, hem oyumu Kılıçdaroğlu'na verdim hem de Kılıçdaroğlu için çağrı yaptım.

8 Mayıs 2023'de şöyle demişim; "Varsın bu kez oyunuz emanet olsun, varsın bu kez gerçekten içinize sinmesin, bir dahaki seçimde oyunuzu içinize sinen adaya, partiye verirsiniz. [...] Çocuklarımızın geleceği için, "şu an elimizden gelen tek şey bu" düşüncesiyle; bir oy Kemal Kılıçdaroğlu'na bir oy bulunduğunuz bölgede gönül verdiğiniz ittifakın en güçlü partisine verin oyunuzu."

Çünkü o günlerde bir umut vardı içimizde, çelişkisi olan, şüphesi olan bir umut olsa da. 

Bugün son seçimde Kılıçdaroğlu için oy kullananların da oy isteyenlerin de kendini kötü hissetmelerini gerektirecek bir neden yok, suçlanmaları için de. Çünkü Kılıçdaroğlu yerine hangi isim yazılsa o isme oy verilecekti. Çünkü tek dileğimiz karanlıktan çıkmaktı. Çıkmadık, çıkamadık. 

Lakin kim ne derse desin, bu iç sesimiz bile olsa; suç, o gün Kılıçdaroğlu'na oy verenlerde değil, tıpkı bugün asıl tartışılması gerekenin Kılıçdaroğlu olmadığı gibi.

Evet, bugün Kılıçdaroğlu'na oy verenleri suçlu bulmak yersiz, hatta tek tepkiyi Kılıçdaroğlu'na vermek de yersiz. Kılıçdaroğlu nasıl ki o zaman remizdi şimdi de öyle. Sadece remzin tarafı değişti. 

Özetle; konu ne Kılıçdaroğlu ne de mutlak butlan ile geri alınan başkanlık. 

Konu demokrasi. Konu cumhuriyet. Konu hukuk. Konu bunların korunması, yeniden işler hale getirilmesi. Bence ilk bunun ayrımına varmak gerek. Yoksa Kılıçdaroğlu'nun resmini yere atmışsın, çerçevesini kırmışsın, üstünde tepinmişsin, boş işler bunlar. Birileri nicedir demokrasinin üstünde tepiniyor, Cumhuriyeti yıkmaya çalışıyor. Buna odaklan!




Ne yazayım ki?

Başım içi isyan sesleri dolu!

Ne diyeyim ki?

Kime hem!