Uzun oldu yine..

8 Temmuz 2026 Çarşamba

Fesleğen kokusunu hissetmek için soluduğum havada, rüzgara gerek yoktu, dizelerini ezbere bildiğim şairim.. 

Devrim ateşini söndürmemek için bazen öfkemi bazen umudumu dizelerinle anlattım.

Dilim dönmediğinden değil, yüreğime sakladığım için kimi zaman sevdayı, şiirlerine sığındım yıllarca. 

Bilirim, şairler ölmez. 

"hayatı sürdürecek sevdalardır çünkü"

Ve fakat daha çok bilirim ki;

"gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür

bir tufan olurum sustuğun her yerde"

Şairim, gitme, diyemiyorum, bir gün hepimizin gideceği yere, git, demem zaten mümkün değil. 

"Ayrılığın da vardır elbet vakti saati


Ve gitmek

Daima bir itirazdır bu dünyaya"


2 Temmuz 2026 Perşembe

Deniz Göktaş'ın gözaltına alınmasına dair "böyle olacağı belliydi" diyenlere cevaben; 

"Böyle olmaması gerek" demeyi öğrenin artık, fikirlerin hapsedilmesine itiraz edin, kabullenmeyin. Kabullenmek, geleceği, özgürlüğü yok saymaya denk artık. 

Yapmayın!..

Deniz Göktaş, başına gelebilecekleri bilmeden mi girişti bu işe sanıyorsunuz. Hayır, ne yaparsa yapsın, başına bir iş gelmemesi gerektiğinin doğru olduğuna inandığı için bu yola çıktı. O, fikirlerin hapsedilmesini kabul etmediği için, böyle olmaması gerek, diye düşündüğü için bu yola çıktı. 

Kendi kabullenişinizle, kendi kötümseliğinizle gençlerin önüne ket vurmayın. Aksine sesinizi yükseltin. "Böyle olmaması gerek" diyerek, "böyle olacağı belliydi" diyerek değil. 

25 Haziran 2026 Perşembe

Was für ein besitzergreifender, faschistischer Egoismus! Die USA machen die Aussage, dass Such- und Rettungsteams aus Europa nicht nach Venezuela einreisen sollen/dürfen, mit der Begründung, die USA würden die gesamte Operation leiten, und die venezolanische Regierung stimmt dem zu.

In einer Katastrophe, in der die ersten 72 Stunden entscheidend sind und die Zahl der Toten auf über zehntausend und die der Verletzten auf Hunderttausende geschätzt wird, ist es mir schleierhaft, wie man ein Angebot auf Hilfe ablehnen kann!

11 Haziran 2026 Perşembe

Çıplak arama -cinsiyet ayırmaksızın- insan onuruna aykırıdır, hem fiziksel hem psikolojik şiddettir, adı da işkencedir.

Ve bu işkence yöntemi, kimileri "yok böyle bir şey" dese de kimileri inanmazlıkla cümlelerine "eğer doğruysa" diye başlasa da uygulanmaktadır. 

Cümlelerine "eğer doğruysa" diye başlayanların belki pembe dünyaları, tahayyül ve dahi tahammül için yeterli değildir, lakin, "yok böyle bir şey" diyenler hem kötü niyetli hem de dolaylı yoldan işkencenin paydaşıdır.

4 Haziran 2026 Perşembe


Canım kadın Şebnem bugün Bluesky'da Noemia Prada'nın bir fotoğrafını paylaşmış.

Ve benim tedaileri bilindik zihnim dilimin ucuna şu dizeleri getirdi; 

"Telgrafın tellerine kuşlar mı konar 

insan sevdiğine baştan böyle mi yanar."

Ve ardı da geldi bittabi..


Ahmet Yamacı'nın 1946'da derleyip notalara aktardığı türkü Vahak Boyajian'a aittir ve ben kısaca anlatmaya çalışsam da uzun bir hikayesi vardır.

Aslen Kayserili olan Boyajian ailesi 1915'de Kayseri'den ayrılmak zorunda kalan ailelerden sadece biri. Boyajianlar ilk olarak Ankara Polatlı'ya göçer ancak orada da istenmediklerini anlayınca İstanbul'da Kumkapı'ya yerleşirler. Daha sonra babası gibi müziğe gönül verip onlarca Ermenice ve Türkçe türküde imzasına rastlanacak olan Vahan Boyajian 1928'de orada dünyaya gelir. 1955'de yaşanan pogrom ardından aile, oğulları Vahan ve gelinleri Florence (Papazian)'ın ısrarı ile Amerika'ya göçer. Ancak Vahak Boyajian bu göçten kısa süre sonra ölür. Belki de "şu gençlikte neler geldi garip başıma" serzenişinde göçlerin ve göçlerin gerekçelerinin esini de vardı, bilinmez.

1969 yılında tesadüfen, Telgrafın Tellerine Kuşlar mı Konar türküsünün, 1946 yılında TRT repertuarına girdiğini öğrenen Vahan Boyajian, TRT Müzik dairesi ile iletişime geçer. Uzun yazışmalar sonunda, 'kimden alındığı' hanesine Vahan Boyajian işlenir. Vahan Boyajian, Vahan isminin Vahak olarak değiştirilmesi talebiyle TRT ile tekrar iletişime geçse de herhangi bir değişiklik yapılmaz, ta ki 1986 yılına kadar. 1986 yılında, Ahmet Yamacı'nın ölümünden bir yıl önce -her ne sebep ve niyetle bilinmezse de- TRT Müzik Dairesi, THM repertuarında 'kimden alındığı' hanesine yeniden Ahmet Yamacı'nın ismini yazar ve o tarihten sonra Boyajian ismine TRT arşivinde rastlanmaz.

Vahan Boyajian 2009 yılında, 81 yaşında Philadelphia'da vefat etti. 3 çocuğu ve 5 torunu vardı. Hepsine hem Türkçe hem Ermenice öğretti. Vahan Boyajian göçün ardından bir daha Türkiye'ye gitmedi.