Uzun oldu yine..

24 Şubat 2026 Salı

Nisan 2023'de şöyle yazmıştım:

"Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan bir ilkedir. Laiklik hem dini inancı olanları hem de olmayanları temsil eder ve de savunur. O yüzden laikliği korumak her kesimin sorumluluğu dahası zorunluluğudur."

Ramazan ayı bahane edilerek yapılan sözlü saldırıların temelinde; iyi niyetle yaklaşılırsa, laikliğin anlaşılmaması aranabilir. Lakin artık iyi niyetle yaklaşım, iyi niyet sınırını çoktan aşıldığı yerde durduğundan, yapılan sözlü saldırıların ve açıklamaların sadece halkı bir kez daha ayrıştırma, kutuplaştırma niyetinden şüphe ettirmeyecek netliğe sahiptir.

Laiklik, hiçbir dini inancı kısıtlamaz, kimseye dini inancı nedeniyle saldırmaz.

Kin ve nefret ateşinin bilinçle harlandığı günlerden geçerken ülke; laikliği "dinsizlik", "imansızlık" olarak nitelendirenler de, laikliği, rakı içmeye, oruç tutmamaya indirgeyenler de yangına körükle giden hatta ateşe benzin dökenlerdir. 

Cumhuriyet’in yüzüncü yılında şöyle yazmıştım:

"Birkaç hitabet, birkaç marş ezberleyen cumhuriyetçi, birkaç ayet, birkaç sure ezberleyen dinci saydı kendini, dahası saydırdı da. Laiklik ise asla kavranamadı, yerli yersiz ve içi asla doldurulamadan kullanılan bir sözcük olarak kaldı. Türkiye, anayasasında laiklik ilkesi belirtilmemiş birçok ülke kadar dahi laik olmadı asla, olamadı. Olması için de hiçbir zaman yeterli çaba sarf edilmedi, aksine; dinin hele ki İslam dininin Türkiye topraklarında sahip olduğu güç, bazıları tarafından anlaşılmadı bazıları tarafındansa kullanışlı hale getirildi."

Özetle; laikliği korumak için öncelikle laikliği ve kıymetini anlamak gerek. Laiklik, cumhuru korur, cumhuru ayrıştıran menfaatleri değil. Cumhur da laikliği menfaatlere araç etmemek için korumalıdır. Laikliği korumak, cumhuriyeti ve beraberinde çocukların, gençlerin geleceğini korumak için, elzemdir. 

7 Şubat 2026 Cumartesi

"Hiciv kederin çocuğudur."

Gerhard Uhlenbruck, 7 Şubat 2003

6 Şubat 2026 Cuma

Göğüs kafesinde vicdan taşıyan kimse unutmaz zaten. Fakat unutmamak,  getirmez gidenleri,  yetmez sarmaya yaralarını kalanların ve bazen elden gelen tek şey unutturmamaktır. Hatırlatmak yaşananları, hatırlatmak acıyı, hatırlatmak yapılan hataları, yanlışları, hatırlatmak yapılmayanları...


4 Şubat 2026 Çarşamba

Epstein dosyaları kapsamında Lost in Europe çalışmalarının yeniden görünür olması güzel. Gönül isterdi ki (benim de 8 dosya ile dahil olduğum) yıllardır titizlikle yürütülen bu çalışma her daim gündem olsun. LIE'nin yeniden gündem olmasının, kayıp çocuklara ne faydası var, diye düşünenler olabilir, lakin öyle değil. LIE ne zaman medyada gündem olursa AB komisyonu bu mühim ve hassas konuyu yeniden öncelikli durumuna getiriyor ve araştırmalara ek bütçe sağlanıyor. Bu sayede araştırmacılar ve araştırma alanları artıyor. AB genelinde 51.000'den fazla mülteci çocuk LIE listesinde, Almanya'da yaklaşık bin çocuk bu araştırmanın kapsamında. 

Kayıp tüm çocukların sağlıklı bir şekilde bulunması temennisiyle derim ki; LIE listesinde yer alan çocukların belki de Epstein ile hiçbir ilgisi yoktur ama bu sayede yeniden gündem olmalarının da hiçbir zararı yoktur. 


29 Ocak 2026 Perşembe

Mısır, 1 Şubatta Rafah sınır kapısını kontrollü bir şekilde çift taraflı açacağını açıklamış.

Kontrollü bir şekilde, denmiş, kontrol kimde olacak acaba? Son yolculuğumuzu düşündükçe hala tarifsiz duygular zihnime, ruhuma, bedenime üşüşüyor.