Defaatle aynı şeyleri söylemem belki benim haletiruhiyemin ne denli muvazenesiz olduğunun göstergesidir. Lakin gerçek şudur ki; Selahattin Demirtaş suçlu olduğu için değil, siyasi varlık göstermesinin engellenmesi hedefiyle tutsak edilmiştir. Yaşanan her olay tam da onun öngörüleri doğrultusunda vuku bulmuştur, bulmaktadır ve bu cehtsizlik sürdükçe bulacaktır.
Uzun oldu yine..
Uzun oldu yine..
8 Ekim 2026 Perşembe
28 Eylül 2026 Pazartesi
28 Eylül, Uluslararası Güvenli Kürtaj Günü.
Gebeliği sonlandırma kararı, bir kadının üstlendiği en büyük psikolojik yüklerden biridir. Hangi sebepten ötürü olursa olsun, bu kararı alan kadının öncesinde ve sonrasında psikolojik destek alması çok önemlidir.
Dünyada bir çok ülkede kürtaj halen yasaktır. Örneğin DDR'de 1961 yılında 12. GH kadar kürtaj serbest bırakılmış olsa da birçok kanunda olduğu gibi bu konuda da Batı Almanya kanunları hükmünü korudu. Günümüzde Almanya'da kürtaj, Ceza Kanununun 218. Maddesi uyarınca yasaktır. Ancak, gebeliğin 12. Haftasına kadar hekim tarafından ruhsal ve fiziksel olarak gebeliğe hazır olunmadığına dair bir rapor düzenlenirse gebelik sonlandırılabilir. Tıbbi gerekçelerle bu süre 24 Haftaya uzatılabilir. Avrupa'da resmi olarak kürtaj yasağını ilk kaldıran ülke -DDR istatistiklere alınmadığı için- Hollanda'dır (1970'de 12. GH kadar, 1981'de 22. GH kadar, 1984'de 24. GH kadar).
Dünya'da halen hiçbir istisna olmaksızın kürtajın yasak olduğu ülkeler; Jamaika, Haiti, Dominik Cumhuriyeti, Honduras, Nikaragua, El Salvador, Surinam, Sierra Leone, Senegal, Moritanya, Kongo Cumhuriyeti, Mısır, Irak, Madagaskar, Tayland ve Filipinler. Üstelik, El Salvador'da sadece kürtaj yasağı yok, orada düşük ve ölü doğum da kanunen cinayet olarak sayılıyor. Ve ne hazindir ki kürtajın istisnasız yasak olduğu ülkeler arasında yer alan Nikaragua,1837 yılında kadınlara yasal olarak kürtaj hakkı verilen ilk ülkedir.
DSÖ verilerine göre, katı kürtaj kanunları nedeniyle sonlandırılan gebeliklerin %45'i güvencesiz ve sağlıksız ortamlarda gerçekleşiyor, her yıl sağlıksız koşullarda illegal kürtaj sebebiyle, dünya çapında her 23 dakikada 1 kadın hayatını kaybediyor. Uzun yıllardır Filipinler ve Tayland bu listenin başında yer alıyor. Avrupa'da Malta, katı kürtaj kanunu sebebiyle gebeliği kendi kendine sonlandırmak isterken hayatını kaybeden kadınlarla ilk sırada yer alıyor. Polonya'da da çok katı kanunlar olsa da birçok hekim illegal kürtaj gerçekleştirdiği için bu sayı daha düşük.
Son 10 yıl içinde kürtaj kanunlarında en büyük değişiklik Irlanda, Arjantin ve Meksika'da yaşandı ve anayasal hak olarak tanındı. Polonya'da kürtaj kanunları tekrar sıkılaştırılırken, ABD'de 1973 yılında "Roe Wade'e karşı" davası kapsamında yürürlüğe giren ve kadının kürtaj yaptırma hakkını anayasal mahremiyet hakkı kapsamında güvence altına alan kanun, 2022 yılında ABD Yüksek Mahkemesi tarafından iptal edildi ve kürtaj anayasal hak olmaktan çıkarıldı. Şili'de tecavüz ardı gebeliğin sonlandırılmasına ilişkin karar 2017'de onaylandı. Ne acıdır ki kadının tecavüze uğradığını ispat etmesi ve bunun mahkemece onaylanması gerekiyor.
Türkiye'de ise, 1983 yılından bu yana 10. Gebelik haftasına kadar kürtaj yasaldır. Ancak, kadın evli ise eşin rızası gerekmektedir. Ayrıca tıbbi zorunluluk hallerinde 10 hafta kısıtlaması yoktur. Gebelik, nitelikli cinsel saldırı, tecavüz suçu kapsamında gerçekleşmişse 20. Gebelik haftasına kadar kürtaj izni verilir.
Türkiye'de birçok kadın, düşük, ölü doğum, kürtaj öncesi ve sonrasında psikolojik destek hakkına sahip olduğunu bilmediği için bu yükü uzun süre tek başına omuzlar.
Son söz; Hiçbir kadının kürtaj olmasını gerektirecek bir durumda kalmamasını dilerim. Ve fakat kürtajın fikirden eyleme geçeceği hallerde her kadın, "benim bedenim, bemim sağlığım, benim hayatım, benim kararım" diyebilmeli ve bu eylemi güvenli koşullarda gerçekleştirebilmelidir.
21 Eylül 2026 Pazartesi
başkalarının başarısına dair kıskançlık güdenler, altında yatan cesareti, verilen çabayı, sürdürülen çalışmayı görmezden gelip başarının geceden sabaha bir anda ortaya çıktığını düşünürler. aynı kişiler, başkalarının çabaları boşa çıktığında ve işler ters gittiğinde, böyle olacağı belliydi, başarıya ulaşmak kolay mı, derler. oysa tam da bu kişiler değil yeni bir şeyler denemek, başarıya ulaşmak için çabalamak, denemek ve başarmak fikirlerini akıllarına getirmeye bile cesaret edemezler.
ağır mı oldu? belki... lakin sebebi ne olursa olsun kıskançlık duygusunun altında her zaman korku bulmak mümkündür.15 Eylül 2026 Salı
14 Eylül 2026 Pazartesi
Yılın 257. gününde aileyi koruyoruz(!) ve fakat bu 257 günde, sadece gazete haberlerine göre 240 kadın, eski kocası, dini nikahlı(?) kocası, boşanmak istediği kocası, sevgilisi, eski sevgilisi, babası, abisi, kardeşi, oğlu, damadı, obsesif takipçisi(?) ya da reddettiği bir erkek tarafından öldürüldü. Bu 257 günde; erkek eliyle, erkek diliyle mağdur edilen, gerek cinsel, gerek fiziksel, gerek ruhsal olarak erkek şiddetine maruz kalan kadınların gerçek sayısı ise bilinmiyor ve asla bilinmeyecek.
Yılın 257. gününde aileyi koruyoruz(!) ve fakat bu 257 günde, 46 çocuk, iş kazasında öldü. On binlerce çocuk yeterli beslenemedi. On binlerce çocuk ekonomik sorunlarla boğuşan ailelerin elinde yeterli sevgi, saygı ve ilgiyi bulamadı hatta şiddete maruz kaldı. Binlerce çocuk, eğitim- öğretim hakkından yararlanamadı, yüzlerce çocuk norm(!)lara uymadığı için okullarında öğretmenleri, eğitmenleri, norm(!)lara uyan çocukların aileleri tarafından 'istenmeyen kişi' ilan edildi. Onlarca çocuk, ebeveynlerinin duruşu mevcut yönetimle uyuşmadığı için, anne yahut babasını sadece ziyaret günlerinde görebildi.
Yılın 257. gününde "aileyi koruyoruz"(!) diyorsunuz ve fakat kadınların, çocukların ölmesine, öldürülmesine, şiddet görmesine, tecavüze uğramasına, taciz edilmesine engel olabilecek hiçbir şey yapmıyorsunuz. Ne kadar inandırıcı değil mi?