Uzun oldu yine..

4 Haziran 2026 Perşembe


Canım kadın Şebnem bugün Bluesky'da Noemia Prada'nın bir fotoğrafını paylaşmış.

Ve benim tedaileri bilindik zihnim dilimin ucuna şu dizeleri getirdi; 

"Telgrafın tellerine kuşlar mı konar 

insan sevdiğine baştan böyle mi yanar."

Ve ardı da geldi bittabi..


Ahmet Yamacı'nın 1946'da derleyip notalara aktardığı türkü Vahak Boyajian'a aittir ve ben kısaca anlatmaya çalışsam da uzun bir hikayesi vardır.

Aslen Kayserili olan Boyajian ailesi 1915'de Kayseri'den ayrılmak zorunda kalan ailelerden sadece biri. Boyajianlar ilk olarak Ankara Polatlı'ya göçer ancak orada da istenmediklerini anlayınca İstanbul'da Kumkapı'ya yerleşirler. Daha sonra babası gibi müziğe gönül verip onlarca Ermenice ve Türkçe türküde imzasına rastlanacak olan Vahan Boyajian 1928'de orada dünyaya gelir. 1955'de yaşanan pogrom ardından aile, oğulları Vahan ve gelinleri Florence (Papazian)'ın ısrarı ile Amerika'ya göçer. Ancak Vahak Boyajian bu göçten kısa süre sonra ölür. Belki de "şu gençlikte neler geldi garip başıma" serzenişinde göçlerin ve göçlerin gerekçelerinin esini de vardı, bilinmez.

1969 yılında tesadüfen, Telgrafın Tellerine Kuşlar mı Konar türküsünün, 1946 yılında TRT repertuarına girdiğini öğrenen Vahan Boyajian, TRT Müzik dairesi ile iletişime geçer. Uzun yazışmalar sonunda, 'kimden alındığı' hanesine Vahan Boyajian işlenir. Vahan Boyajian, Vahan isminin Vahak olarak değiştirilmesi talebiyle TRT ile tekrar iletişime geçse de herhangi bir değişiklik yapılmaz, ta ki 1986 yılına kadar. 1986 yılında, Ahmet Yamacı'nın ölümünden bir yıl önce -her ne sebep ve niyetle bilinmezse de- TRT Müzik Dairesi, THM repertuarında 'kimden alındığı' hanesine yeniden Ahmet Yamacı'nın ismini yazar ve o tarihten sonra Boyajian ismine TRT arşivinde rastlanmaz.

Vahan Boyajian 2009 yılında, 81 yaşında Philadelphia'da vefat etti. 3 çocuğu ve 5 torunu vardı. Hepsine hem Türkçe hem Ermenice öğretti. Vahan Boyajian göçün ardından bir daha Türkiye'ye gitmedi.


2 Haziran 2026 Salı

Özgür Özel: "Türkiye tarihinin en büyük demokratik itirazlarından biri olan Gezi'de hayatını kaybeden kardeşlerimiz Ali İsmail Korkmaz'ı, Ethem Sarısülük'ü, Abdullah Cömert'i, Mehmet Ayvalıtaş'ı, Ahmet Atakan'ı, Medeni Yıldırım'ı, Hasan Ferit Gedik'i ve evladımız Berkin Elvan'ı rahmetle anıyorum. Hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. AİHM ve AYM kararlarına rağmen içeride tutulan Tayfun Kahraman'a, Osman Kavala'ya, Mine Özerden'e, Çiğdem Mater'e selam olsun, çok yakında kavuşacağız."


Ve Soma'nın, Ermenek'in, Çorlu'nun, Aladağ'ın avukatı, seçilmiş Hatay milletvekili Can Atalay'a!

Ve haksız hukuksuz özgürlükleri gasp edilen Selçuk Kozağaçlı, Selahattin Demirtaş ve niceleri...

Asla unutulmamaları gerekirken, sadece unutulmuş olmalarını diliyorum!

31 Mayıs 2026 Pazar

Bugünün komplo teorisi de romantik B.'den geliyor : )

(Belki komplo teorisi, tam doğru tanım değildir. Çünkü teori fazlaca; kendi iyi olan insanların, diğer insanlardaki iyiye inanma arzusu içeriyor.)


"Bu adamın eşini ne kadar sevdiği biliniyor. Seçimden sonra bile halktan özür dilemek yerine eşine karşı duyduğu mahcubiyetten bahsetti. Belki de Selvi hanımı kaçırmışlardır, ona işkence ediyorlardır. O da belki yanlış tarihler vererek, fetö metö diyerek baskı altında olduğunu anlatmaya çalışıyordur. Hani, kaçırıldığını söylemeden kaçırıldığını anlat, anekdotları vardır ya, öyle. Yoksa bir insan bunak da olsa, şerefsizin önde gideni de olsa aksi ispatlanacak şeyleri eline tutuşturulan kağıttan okumaz."


30 Mayıs 2026 Cumartesi

Kılıçdaroğlu: "Tarih bilmeyenler dinlesin. [...] Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milli kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun'a çıkarken, boynunda idam fermanı isminin üstünde de hain ilanı vardı."


1. Divan-ı Harp, idam cezasını Milli Mücadelenin başlangıcından bir yıl sonra verdi ve Vahdettin bu kararı 24 Mayıs 1920'de onayladı.

2. İsminin üstünde "hain" ilanı vardı. Yine kendini Mustafa Kemal Atatürk ile bir tutan bir tevazu(!). Daha önce Temmuz 2023'de de benzer bir tevazu örneği var.. 


25 Mayıs 2026 Pazartesi

Selahattin Demirtaş'ın geçmişten gelen sözlerinin güncelliğini koruyor olması, geçmişten bugüne değişim için hiçbir şey yapılmadığının göstergesidir. O sözler bugün kimileri için anlaşılır hale gelmişse de bir teselli değil "geç olsa da" ile başlayan cümleler.. 

Demirtaş hala tutsak hala rehin. Bunun aksi için kimse (DEM artık benim HADEP'im değildir dediğim siyasi parti dahil) yeterli mücadele vermedi.