Orijinal adı "Lost Flowers of Alice Hart" olan Holly Ringland romanını geçen sene Almanca çevirisiyle (Die verlorenen Blumen der Alice Hart) okumuş ve çok etkilenmiştim. Öğlen bir kitapçının vitrininde görünce yazmak istedim.
Alice, baba şiddetinin hüküm sürdüğü bir evde, insanlardan tamamen uzak bir hayat yaşıyor. Dokuz yaşındayken evlerinin yanması ve ailesinin ölmesi üzerine o güne kadar hiç görmediği büyükannesi June, Alice'i yanına alıyor. June'nun büyük bir çiftliği var ve geçimini çiçek yetiştirerek sağlamakla kalmıyor, hayatı boyunca şiddete uğramış, yok sayılmış, aşağılanmış kadınlara da iş imkanı sunuyor. Kitapta her çiçek bir kadını temsil ediyor, her kadının ayrı bir hikayesi var. Yaşadığı travmanın ardından içine kapanan ve konuşmayan Alice, büyükannesinin ve çiçek kadınların içinde yeni dil öğreniyor, çiçeklerin dilini ve böylece yeniden insanlarla iletişim kurmaya başlıyor.
Aslında daha çok yazmak isterdim, lakin gördüm ki kitap, Çiçek Eriş tarafından Türkçeye çevrilmiş ve Yabancı Yayınlarından "Alice Hart'ın Kayıp Çiçekleri" ismiyle yayımlanmış. Kitapta elbette olmazsa olmaz klişeler de var fakat çiçeklere ilginiz varsa ve psikolojik romanları seviyorsanız öneririm.
Ayrıca az önce Türkçeye çevrilmiş mi diye bakarken gördüm ki; Sarah Lambert romanı senoryolaştırmış, Glendyn Ivin yönetmiş ve Amazon Prime'da dizi olarak henüz gösterime girmiş (belki de kitabın yeniden vitrine çıkma nedeni budur). Ben, kitabı, kitapta yer alan müthiş çizimlerle ve kendi hayal gücümle şekillendirdiğim karakterlerle hatırlamak istediğimden izlemeyeceğim ama belki izlemek isteyen olur diye bunu da yazmak istedim.
