"Denizden babam çıksa yerim" diye bir söz varmış, ilk duyduğumda yirmili yaşlarımdaydım. Çok tuhaf hissettirmişti bu cümle. İnsanlar bazen büyük laflar etmiş olmak için, ne olmaz şeyler dillendiriyorlar.
Yıllar sonra Livaneli'nin, Balıkçı ve Oğlu kitabında, Mustafa'nın dilinden aktardığı cümleler, benim "denizden babam çıksa yerim" cümlesini duyduğumda hissettiklerime en yakınıdır belki de.
Büyük paralar verip Titan isimli denizaltı ile Titanik gemisinin battığı yere dalış yapan insanları düşünüyorum. Zaten düşünmemem mümkün değil, tüm haberlerde karşıma çıkıyor ve hepsindeki ortak inanış hayatta kalma ihtimallerinin çok düşük olduğu. Üzücü, gerçekten korkunç bir ölüm ve çok üzücü.
O denizaltındakilerin yolculuğa çıkmadan önce neler düşündüklerini merak ediyorum. Acaba düşündüklerinin arasında; Titanik batarken, kurtarılamayacağını bilen insanların ölmeden önce neler düşündükleri, neler hissettikleri var mıydı ya da hayatlarının herhangi bir anında, tıpkı birkaç gün önce olduğu gibi batan ve onlarca, yüzlerce, binlerce insanın öldüğü mülteci botlarındaki insanların neler hissettikleri düşünmüşler miydi?
Belki benim de vicdanımı sorgulamam gerekiyordur. Lakin, Titanik enkazını yolculuk yaparken kaybolan denizaltı için saat başı haber tazelenen bir dünyada, benim ruhum, aklım, vicdanım yani içim; yaşadıkları şartları değiştirmek için ölümü göze alıp yola çıkan ve çıktığı bu yolda ölen binlerce insanın, medyada kısacık, o da kanıksanmış, sıradan bir habermiş gibi yer almasını almıyor.