12 Kasım 2023 Pazar

Filistin Kızılayın az önce geçtiği rapora göre elektrik kesintisi yüzünden kuvözlerdeki bebekler ve yoğun bakımdaki hastalar ölmüş.


Yazarken yine zorlandım. Fakat unutulmasın diye yazılmalı. Unutulmamalı!

10 Kasım 2023 Cuma

 


Az önce bitirdim. Klang der Hoffnung yani Umudun Sesi. Klezmer müziğin kralı diye anılan Giora Feidman'ın Christopf Fasel ile birlikte kaleme aldığı, babasından çokça bahsettiği, çocukluk yıllarına ağırlık verdiği biyografik romanı.

Kitabı okurken ve bitirdiğimde şunu söyledim kendi kendime; ben hiç de sandığım kadar iyimser biri değilmişim ya da ben iyimsersem Giora Feidman ne?
Kırk küsur yıl daha yaşayıp onun yaşına gelir miyim bilmiyorum elbet, lakin onun yaşına ulaşacak olursam; onun kadar iyimser, pozitif, umutlu olabilir miyim, emin değilim.
İyi ki okudum, dediğim kitaplardan biri oldu. Kütüphaneden alıp okuyup iade ettikten sonra satın aldığım ender kitaplardan biri olacak. Çünkü bu kitabın illa ki kitaplığımda yer almasını ve tekrar okuyup şimdi not aldığım yerlerin altını çizmeyi istiyorum.

Onlardan birkaçını bu paylaşım için çevirdim.

"Ben: Baba, neden sınırlar var?
Babam gökyüzünü işaret ederek: Orada bir çit görüyor musun?
Ben: Hayır!
Babam: Görüyorsun işte, gökyüzü sınır tanımıyor!"

"Hayat, dünyayla yüzleşmektir. Dünyayla yüzleşmek ise her gün kendini yeniden bulmakla ilgilidir. Merak yoksa "hayat" denilebilir mi geçirilen zamana."

"Dünya üzerinde, "burası en sevdiğim yer" diyeceğim hiçbir yer yok. Eğer müzik varsa bütün dünya yurdum, her yer evim."

"Benim için dünyada tek bir aile var ve "İnsanlık" bu ailenin soyadı."

"İnsanlar, müziğin ruhlarına dokunmasına izin verirse; bir daha asla bir başkasına ateş etmek istemeyecektir." 

Aile büyüklerinizden bir ev miras kalmış olsun ama öyle sıradan bir ev değil, pırıl pırıl, tertemiz, aydınlık, donanımlı bir ev. 

Üstelik bu ev, aile büyükleriniz tarafından bu hale getirilmeden önce her köşesi onarım ve yenileme gerektiren eski, viran bir evmiş.

Siz ise bu ev size miras kaldıktan sonra evin işlerini görsün, aynı güzellikte kalması için bakımını yapsın diye hizmetliler görevlendirmişsiniz. 

Bu hizmetliler, siz evde otururken; evin hem iç hem dış işlerinden sorumluymuş. 

Çünkü bu sorumluluğu onlara siz vermişsiniz ve ne zaman ki işlerini iyi ve doğru yapmamışlar onları işten çıkarıp yerine yenisini getirmişsiniz.

Gerçi, işe yeni başlayacak olan hizmetlileri çoğu zaman siz tek başına seçmezmişsiniz, çünkü mirasçısı olduğunuz aile büyükleri her görüşün fikrinin alınmasından yanaymış, o nedenle, işe alımlarda akrabaydı, komşuydu birçok kişi söz hakkına sahipmiş. 

Derken işe alımlardan birinin ardından, bir grup hizmetli sizin kararlarınızı hiçe sayar olmuş.

Evinizin mobilyalarını teker teker satmaya başlamış, satıştan elde ettiği geliri evin giderleri için değil, kendileri için kullanır olmuş. Siz "ama nasıl olur, aklım almıyor" demekle yetinmişsiniz. 

Sonra aynı hizmetliler evin odalarını teker teker kendi eş, dost, akrabalarına peşkeş çekmeye başlamış, siz yine "ama nasıl olur, aklım almıyor" demişsiniz. 

Evde kendi yaşam alanınız gitgide daralınca ve ev sahibi değil de her an kapı dışarı edilecek bir sığıntı haline geldiğinizde, artık bu hizmetlileri işten çıkartmak lazım demişsiniz, hatta zamanında bu hizmetlileri işe almanıza sebep olanlardan bir kısmı da sizinle hem fikirmiş, gel gör ki, evi kendilerininmiş gibi kullanan hizmetliler ve onların eş, dostları öyle bir çoğunluğa sahipmiş ki, onları işten çıkarmanız mümkün olmamış. Siz bir kez daha "ama nasıl olur, aklım almıyor" demişsiniz.

Nice zaman sonra; evin size miras kaldığı hallerini özlemle anmaya başlamışsınız, mevcut hizmetlilerin göreve gelmesine engel olmayışınızın ya da ilk hatalarında "ama nasıl olur, aklım almıyor" demek yerine işten çıkmaları için yeterince çaba sarf etmediğinizin farkına varıp size evi miras bırakan büyüklerinizin sözlerini hatırınıza getirmişsiniz. 

Siz, artık miras aldığınızdan daha viran halde olan evde, köşeye sinmiş, sığıntı gibi yaşar, doğum günü, ölüm günü, miras günü gibi özel günlerde büyüklerinizin adlarını ve sözlerini zikrederken; büyükleriniz, kim bilir hangi semadan, evin ve sizin halinize bakıp "ama nasıl olur, aklım almıyor" derken; hizmetliler, evin içinde tam ve sonsuz hakimiyetlerini sağlayacak son değişiklikleri yapmaya başlamış..

Nasıl mı?

Cevabı bilmiyorsanız; yukarıdaki metni, bir çocuk öyküsü değilmiş gibi tekrar okuyun, belki bazı yerlerde metafor vardır.




9 Kasım 2023 Perşembe

“Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin Hatay Milletvekili Can Atalay hakkındaki AYM kararını uygulamayıp, üzerine bir de TBMM’ye 'Hükmü okutup, vekilliği düşürün' şeklindeki hukuk dışı yaklaşımını, Anayasal düzene dönük bir darbe girişimi olarak değerlendiriyorum.

Halk iradesine, Anayasa'ya ve hukuka karşı geliştirilen bu fütursuzluk, başta siz olmak üzere bütün Meclis tarafından yok hükmünde sayılıp hak ettiği cevabı almalıdır. 

Bu itibarla, anılan hüküm Meclis Genel Kurulu’nda okutulmayıp iade edilmelidir. Aksi halde, kendi nöbetimde bunu okutmayı kabul etmeyeceğimi bildirmek isterim. Bunun Anayasaya, Evrensel Hukuk İlkelerine ve ettiğim görev yeminine en uygun tutum olduğunu düşünüyorum.


Sırrı Süreyya Önder'in bu sözleri tarihe not olsun diye burada durmalı. Lakin, zor olsa da; asıl temenni, Meclis'te halkı temsil edenlerin, Anayasa'yı, hukuku ve halkın iradesini yok saymamak adına bu sözlere kulak verip uygulamasıdır.



8 Kasım 2023 Çarşamba

Filistin Kızılay raporuna göre; şu ana kadar hayatını kaybedenlerin yarısı çocuk. Aileler çocuklarının vücutlarının çeşitli yerlerine isimlerini yazıyorlarmış, öldürüldüklerinde beden parçalarını toplayabilmek ya da çocukları ile aynı mezara konulmak için.


Yazarken zorlandım. Lakin vahşetin boyutunu kavramak için bu kahredici gerçek yazıya dökülmeli, unutulmamalı!