14 Eylül 2026 Pazartesi

Yılın 257. gününde aileyi koruyoruz(!) ve fakat bu 257 günde, sadece gazete haberlerine göre 240 kadın, eski kocası, dini nikahlı(?) kocası, boşanmak istediği kocası, sevgilisi, eski sevgilisi, babası, abisi, kardeşi, oğlu, damadı, obsesif takipçisi(?) ya da reddettiği bir erkek tarafından öldürüldü. Bu 257 günde; erkek eliyle, erkek diliyle mağdur edilen, gerek cinsel, gerek fiziksel, gerek ruhsal olarak erkek şiddetine maruz kalan kadınların gerçek sayısı ise bilinmiyor ve asla bilinmeyecek.

Yılın 257. gününde aileyi koruyoruz(!) ve fakat bu 257 günde, 46 çocuk, iş kazasında öldü. On binlerce çocuk yeterli beslenemedi. On binlerce çocuk ekonomik sorunlarla boğuşan ailelerin elinde yeterli sevgi, saygı ve ilgiyi bulamadı hatta şiddete maruz kaldı. Binlerce çocuk, eğitim- öğretim hakkından yararlanamadı, yüzlerce çocuk norm(!)lara uymadığı için okullarında öğretmenleri, eğitmenleri, norm(!)lara uyan çocukların aileleri tarafından 'istenmeyen kişi' ilan edildi. Onlarca çocuk, ebeveynlerinin duruşu mevcut yönetimle uyuşmadığı için, anne yahut babasını sadece ziyaret günlerinde görebildi.

Yılın 257. gününde "aileyi koruyoruz"(!) diyorsunuz ve fakat kadınların, çocukların ölmesine, öldürülmesine, şiddet görmesine, tecavüze uğramasına, taciz edilmesine engel olabilecek hiçbir şey yapmıyorsunuz. Ne kadar inandırıcı değil mi?