21 Ekim 2026 Çarşamba

Yıllardır bir ampulün kararttığını aydınlatmaya çalışanlar mum gibi yanıp eriyor. Mumlar eriyip tükenmeden alevlerinden ateş topu yapıp adaletsizliğin üstüne atılmazsa bu karanlıktan çıkmak çok zor. 

14 Ekim 2026 Çarşamba

susmaksızın konuşasım var, durmaksızın ağlayasım... 

gel gör ki; susuyorum ve gülümsüyorum...

8 Ekim 2026 Perşembe

Defaatle aynı şeyleri söylemem belki benim haletiruhiyemin ne denli muvazenesiz olduğunun göstergesidir. Lakin gerçek şudur ki; Selahattin Demirtaş suçlu olduğu için değil, siyasi varlık göstermesinin engellenmesi hedefiyle tutsak edilmiştir. Yaşanan her olay tam da onun öngörüleri doğrultusunda vuku bulmuştur, bulmaktadır ve bu cehtsizlik sürdükçe bulacaktır.

28 Eylül 2026 Pazartesi

28 Eylül, Uluslararası Güvenli Kürtaj Günü.

Gebeliği sonlandırma kararı, bir kadının üstlendiği en büyük psikolojik yüklerden biridir. Hangi sebepten ötürü olursa olsun, bu kararı alan kadının öncesinde ve sonrasında psikolojik destek alması çok önemlidir. 

Dünyada bir çok ülkede kürtaj halen yasaktır. Örneğin DDR'de 1961 yılında 12. GH kadar kürtaj serbest bırakılmış olsa da birçok kanunda olduğu gibi bu konuda da Batı Almanya kanunları hükmünü korudu. Günümüzde Almanya'da kürtaj, Ceza Kanununun 218. Maddesi uyarınca yasaktır. Ancak, gebeliğin 12. Haftasına kadar hekim tarafından ruhsal ve fiziksel olarak gebeliğe hazır olunmadığına dair bir rapor düzenlenirse gebelik sonlandırılabilir. Tıbbi gerekçelerle bu süre 24 Haftaya uzatılabilir. Avrupa'da resmi olarak kürtaj yasağını ilk kaldıran ülke -DDR istatistiklere alınmadığı için- Hollanda'dır (1970'de 12. GH kadar, 1981'de 22. GH kadar, 1984'de 24. GH kadar). 

Dünya'da halen hiçbir istisna olmaksızın kürtajın yasak olduğu ülkeler; Jamaika, Haiti, Dominik Cumhuriyeti, Honduras, Nikaragua, El Salvador, Surinam, Sierra Leone, Senegal, Moritanya, Kongo Cumhuriyeti, Mısır, Irak, Madagaskar, Tayland ve Filipinler. Üstelik, El Salvador'da sadece kürtaj yasağı yok, orada düşük ve ölü doğum da kanunen cinayet olarak sayılıyor. Ve ne hazindir ki kürtajın istisnasız yasak olduğu ülkeler arasında yer alan Nikaragua,1837 yılında kadınlara yasal olarak kürtaj hakkı verilen ilk ülkedir. 

DSÖ verilerine göre, katı kürtaj kanunları nedeniyle sonlandırılan gebeliklerin %45'i güvencesiz ve sağlıksız ortamlarda gerçekleşiyor, her yıl sağlıksız koşullarda illegal kürtaj sebebiyle, dünya çapında her 23 dakikada 1 kadın hayatını kaybediyor. Uzun yıllardır Filipinler ve Tayland bu listenin başında yer alıyor. Avrupa'da Malta, katı kürtaj kanunu sebebiyle gebeliği kendi kendine sonlandırmak isterken hayatını kaybeden kadınlarla ilk sırada yer alıyor. Polonya'da da çok katı kanunlar olsa da birçok hekim illegal kürtaj gerçekleştirdiği için bu sayı daha düşük. 

Son 10 yıl içinde kürtaj kanunlarında en büyük değişiklik Irlanda, Arjantin ve Meksika'da yaşandı ve anayasal hak olarak tanındı. Polonya'da kürtaj kanunları tekrar sıkılaştırılırken, ABD'de 1973 yılında "Roe Wade'e karşı" davası kapsamında yürürlüğe giren ve kadının kürtaj yaptırma hakkını anayasal mahremiyet hakkı kapsamında güvence altına alan kanun, 2022 yılında ABD Yüksek Mahkemesi tarafından iptal edildi ve kürtaj anayasal hak olmaktan çıkarıldı. Şili'de tecavüz ardı gebeliğin sonlandırılmasına ilişkin karar 2017'de onaylandı. Ne acıdır ki kadının tecavüze uğradığını ispat etmesi ve bunun mahkemece onaylanması gerekiyor. 

Türkiye'de ise, 1983 yılından bu yana 10. Gebelik haftasına kadar kürtaj yasaldır. Ancak, kadın evli ise eşin rızası gerekmektedir. Ayrıca tıbbi zorunluluk hallerinde 10 hafta kısıtlaması yoktur. Gebelik, nitelikli cinsel saldırı, tecavüz suçu kapsamında gerçekleşmişse 20. Gebelik haftasına kadar kürtaj izni verilir.

Türkiye'de birçok kadın, düşük, ölü doğum, kürtaj öncesi ve sonrasında psikolojik destek hakkına sahip olduğunu bilmediği için bu yükü uzun süre tek başına omuzlar. 

Son söz; Hiçbir kadının kürtaj olmasını gerektirecek bir durumda kalmamasını dilerim. Ve fakat kürtajın fikirden eyleme geçeceği hallerde her kadın, "benim bedenim, bemim sağlığım, benim hayatım, benim kararım" diyebilmeli ve bu eylemi güvenli koşullarda gerçekleştirebilmelidir.




21 Eylül 2026 Pazartesi

başkalarının başarısına dair kıskançlık güdenler, altında yatan cesareti, verilen çabayı, sürdürülen çalışmayı görmezden gelip başarının geceden sabaha bir anda ortaya çıktığını düşünürler. aynı kişiler, başkalarının çabaları boşa çıktığında ve işler ters gittiğinde, böyle olacağı belliydi, başarıya ulaşmak kolay mı, derler. oysa tam da bu kişiler değil yeni bir şeyler denemek, başarıya ulaşmak için çabalamak, denemek ve başarmak fikirlerini akıllarına getirmeye bile cesaret edemezler.

ağır mı oldu? belki... lakin sebebi ne olursa olsun kıskançlık duygusunun altında her zaman korku bulmak mümkündür. 

15 Eylül 2026 Salı

Herkesin dilinde bir "örgütlenme" söylemi...

Örgütlenme sözcüğü tarihin hiçbir döneminde şu son yıllardaki kadar basmakalıp bir hal alıp anlamından ve değerinden bu denli uzaklaşmamıştı. 

14 Eylül 2026 Pazartesi

Yılın 257. gününde aileyi koruyoruz(!) ve fakat bu 257 günde, sadece gazete haberlerine göre 240 kadın, eski kocası, dini nikahlı(?) kocası, boşanmak istediği kocası, sevgilisi, eski sevgilisi, babası, abisi, kardeşi, oğlu, damadı, obsesif takipçisi(?) ya da reddettiği bir erkek tarafından öldürüldü. Bu 257 günde; erkek eliyle, erkek diliyle mağdur edilen, gerek cinsel, gerek fiziksel, gerek ruhsal olarak erkek şiddetine maruz kalan kadınların gerçek sayısı ise bilinmiyor ve asla bilinmeyecek.

Yılın 257. gününde aileyi koruyoruz(!) ve fakat bu 257 günde, 46 çocuk, iş kazasında öldü. On binlerce çocuk yeterli beslenemedi. On binlerce çocuk ekonomik sorunlarla boğuşan ailelerin elinde yeterli sevgi, saygı ve ilgiyi bulamadı hatta şiddete maruz kaldı. Binlerce çocuk, eğitim- öğretim hakkından yararlanamadı, yüzlerce çocuk norm(!)lara uymadığı için okullarında öğretmenleri, eğitmenleri, norm(!)lara uyan çocukların aileleri tarafından 'istenmeyen kişi' ilan edildi. Onlarca çocuk, ebeveynlerinin duruşu mevcut yönetimle uyuşmadığı için, anne yahut babasını sadece ziyaret günlerinde görebildi.

Yılın 257. gününde "aileyi koruyoruz"(!) diyorsunuz ve fakat kadınların, çocukların ölmesine, öldürülmesine, şiddet görmesine, tecavüze uğramasına, taciz edilmesine engel olabilecek hiçbir şey yapmıyorsunuz. Ne kadar inandırıcı değil mi?

10 Eylül 2026 Perşembe

Bei diesem Gesundheitssystem heißt es bald nicht mehr Notärzt:innen, sondern Ärzt:innennot!!!

Dauert nicht mehr lange! 


1 Eylül 2026 Salı

dostum 

kardeşim 

yoldaşım 

dünüm 

bugünüm 

yarınım 

yarınsızım 

yarım 

yarım bırakanım 

doğan 

batan güneşim 

ışıltısı yüreğimin 

yasımın yıldızsız gecesinde 

hapis kalanım 

özlemek her gün

amma velakin en çok bugün

13 Ağustos 2026 Perşembe

Ci sono mattine in cui non serve avere tutte le risposte.

9 Ağustos 2026 Pazar

Değil mi ki mevzu barış ve eşitlik, çözüm, mevcut yönetimle anayasayı değiştirmek değildir. Çözüm, mevcut yönetimi değiştirip tüm halkların eşitliğini sağlayan ortak kararlar alarak yola devam etmektir.

Fikirleri, mevcut yönetimle, mevcut yönetimin çıkarlarıyla örtüşmeyen herkesin özgürlüğü ya alınmış ya da tehdit altındayken, mevcut yönetimle anayasa değişikliğine gitmek yapılacak en büyük ve sonrası olmayan (son) yanlıştır. 

7 Ağustos 2026 Cuma

Gönlüm ister ki; DEM'in içinde benim hayal kırıklığımdan öte bir HADEP ruhu kalmış olsun da amaca araç olmasınlar!..

16 Temmuz 2026 Perşembe

Haluk Levent ya da Ahbap için olumlu ya da olumsuz yorum yapabilecek bilgiye sahip değilim. Şu an gündemde olan haberleri de tarafsız bulmuyorum. Kimse bir diğerini ne göğe çıkarmak ne de yerin dibine sokmakla mükellef değildir. Haluk Levent de her birey gibi masumiyet karinesi çerçevesinde değerlendirilmeli ve hukuka uygun bir dille eleştirilmelidir. 

Asıl altı çizilmesi gereken ve gerçeği en acı şekliyle anlatan ifade şudur; insanlar resmi kurumlara güvenmediği için başka kanallara bağış yaptı. 

Asıl sorun; halkın resmi kurumlara güvenmemesi, çözüm kaynaklı çalışma da bu yönde olmalıdır. Ve halkın güvenini sarsan, halkın iyi niyetini kendi çıkarları için kullanan her kurum, resmi ya da gayriresmi her kurum (gerçek) yasaların gerektiği şekilde hukuksal değerlendirmeye alınmalıdır.

12 Temmuz 2026 Pazar

Değiştiremediğim şeylere feveran etmenin faydasız olduğunu anlamam zaman almış olsa da biliyorum ki bu bir verim kaybı değildi. Aksine bunu anladığımdan bu yana değiştirebileceğimi bildiğim şeylere daha çok vakit ayırarak çalışmalarımı verimli hale getirdim. Bu sayede hem kendime hem de başkalarına faydam dokundu. 

Bu ifade böbürlenme içeriyor mu? Hayır, üstünlük taslamak gibi bir derdim yok. Hem kime, neye üstünlük taslayayım ki. Bu ifade, kendime verdiğim ve hak ettiğimi düşündüğüm bir aferin. İnsana bazen başkalarından duyduğu yetmiyor ve kendinin kendinden memnun olduğunu bilmesi gerekiyor. İnsan kendine aferin diyebilmeli, kendinden özür dileyebilmeli ve hem kendine hem de hayata teşekkür edebilmeli. 

Zamanımı, bilgimi, sevgimi vererek dokunduğum ve olumlu değişime aracı olduğum her birey her olay bana çok şey kattı. 

Hayatlarına, ruhlarına dokunmama izin verenlere teşekkür ederim. 

Kendime teşekkür ederim. 

Teşekkürler hayat!

10 Temmuz 2026 Cuma

Ve ben elimi bir çocuğun saçlarında gezdirir gibi okşarken bir fesleğeni, okudum, şairimin gittiğini.


"kederlenme hemen

ve suçlama beni

böyle bırakıp

gidiyorum diye"


Peki.

Acısa da kalbimde çok hassas bir yer; peki..

Hoşça kal şairim..

Yıllarca şiirlerine sığındım zor zamanlarda, teşekkür ederim..

8 Temmuz 2026 Çarşamba

Fesleğen kokusunu hissetmek için soluduğum havada, rüzgara gerek yoktu, dizelerini ezbere bildiğim şairim.. 

Devrim ateşini söndürmemek için bazen öfkemi bazen umudumu dizelerinle anlattım.

Dilim dönmediğinden değil, yüreğime sakladığım için kimi zaman sevdayı, şiirlerine sığındım yıllarca. 

Bilirim, şairler ölmez. 

"hayatı sürdürecek sevdalardır çünkü"

Ve fakat daha çok bilirim ki;

"gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür

bir tufan olurum sustuğun her yerde"

Şairim, gitme, diyemiyorum, bir gün hepimizin gideceği yere, git, demem zaten mümkün değil. 

"Ayrılığın da vardır elbet vakti saati


Ve gitmek

Daima bir itirazdır bu dünyaya"


2 Temmuz 2026 Perşembe

Deniz Göktaş'ın gözaltına alınmasına dair "böyle olacağı belliydi" diyenlere cevaben; 

"Böyle olmaması gerek" demeyi öğrenin artık, fikirlerin hapsedilmesine itiraz edin, kabullenmeyin. Kabullenmek, geleceği, özgürlüğü yok saymaya denk artık. 

Yapmayın!..

Deniz Göktaş, başına gelebilecekleri bilmeden mi girişti bu işe sanıyorsunuz. Hayır, ne yaparsa yapsın, başına bir iş gelmemesi gerektiğinin doğru olduğuna inandığı için bu yola çıktı. O, fikirlerin hapsedilmesini kabul etmediği için, böyle olmaması gerek, diye düşündüğü için bu yola çıktı. 

Kendi kabullenişinizle, kendi kötümseliğinizle gençlerin önüne ket vurmayın. Aksine sesinizi yükseltin. "Böyle olmaması gerek" diyerek, "böyle olacağı belliydi" diyerek değil. 

25 Haziran 2026 Perşembe

Was für ein besitzergreifender, faschistischer Egoismus! Die USA machen die Aussage, dass Such- und Rettungsteams aus Europa nicht nach Venezuela einreisen sollen/dürfen, mit der Begründung, die USA würden die gesamte Operation leiten, und die venezolanische Regierung stimmt dem zu.

In einer Katastrophe, in der die ersten 72 Stunden entscheidend sind und die Zahl der Toten auf über zehntausend und die der Verletzten auf Hunderttausende geschätzt wird, ist es mir schleierhaft, wie man ein Angebot auf Hilfe ablehnen kann!

11 Haziran 2026 Perşembe

Çıplak arama -cinsiyet ayırmaksızın- insan onuruna aykırıdır, hem fiziksel hem psikolojik şiddettir, adı da işkencedir.

Ve bu işkence yöntemi, kimileri "yok böyle bir şey" dese de kimileri inanmazlıkla cümlelerine "eğer doğruysa" diye başlasa da uygulanmaktadır. 

Cümlelerine "eğer doğruysa" diye başlayanların belki pembe dünyaları, tahayyül ve dahi tahammül için yeterli değildir, lakin, "yok böyle bir şey" diyenler hem kötü niyetli hem de dolaylı yoldan işkencenin paydaşıdır.