Tüm tuşlara basıyorlar artık.
9 yıldır siyasi rehin olan Selahattin Demirtaş için Bahçeli "tahliyesi Türkiye için hayırlara vesile olacaktır" demiş.
Bir insan ömründen çalınan 9 yıl, evlatlarından, eşinden, anne, babası, cümle ailesinden çalışan dokuz yıl.
Ama daha vahim bir şey var; Demirtaş'ın 9 yıldır hukuksuz bir şekilde devam eden tutukluluk halinin yani siyasi rehineliğinin çıkarlar için, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarının uygulanması yükümlülüğü ile değil de kişisel bir lütuf şeklinde uygulamaya konulacağını, konulabileceğini bilmek.
Bir kişinin serbest bırakılması veya tutuklu kalması, bağımsız mahkemelerin kararlarıyla olmalı, yöneticilerin ya da yöneticilerin çıkarlarını gözetenlerin talimatıyla değil.
Hiçbir özgürlük, hukuk devletinin varlığından üstün olmamalı ve bir hukuk devleti, haksız yere, hukuka aykırı bir şekilde kimsenin özgürlüğünü kısıtlamamalı.
"Adalet mülkün temelidir" sözü adliye duvarlarını süsleyen bir cümleden öte değil uzun zamandır. Kişiye özel uygulanan adalet, hasar almış adalettir. Ki unutulmamalı temeli hasar alan her yapı bir gün çöker.
Yasalar herkes içindir. Demirtaş ve diğer tüm siyasi rehineler (tutuklu dahi diyemiyorum) derhal serbest bırakılmalı. Lakin birileri böyle istiyor, diye değil, lütufmuş gibi hiç değil, yasalar bunu öngördüğü için!