Bizzat içinde yaşamak ve uzakta, görmeden yaşamak çok farklı biliyorum. Bilmediğim ise; bizzat içinde olmanın, değişimi görmeye imkan sağladığı mı, imkansızlaştırdığı mı?
Hani bir çocuk yanınızda büyürken, büyüdüğünü fark etmezsiniz fakat yıllarca görmediğiniz bir çocuğu gördüğünüzde, ne kadar büyüdüğünü, değiştiğini fark edersiniz ya... biraz öyledir, dışarıdan, uzaktan bakmak.
Tabii bu, kapısı ve pencereleri kapalı bir evde ne olduğunu bilmemektir de aynı zamanda. Dört duvar arasında olanları; gölgelerden, seslerden bazen de doğruluğu şüphe uyandıran anlatımlardan tahmin etmektir.
Ben o dört duvara uzaktan bakıyorum. Ama içeriden gelen sesleri net duyuyorum. Koca koca balyozlarla duvarlar yıkılıyor, kolonlar yıkılıyor. Evin sadece dış cephesi duruyor. İçerde bağıran insanlar, eyleme geçmeyen, balyoz sallayanları durdurmayan, bir arada müdahale etmedikleri için durduramayan insanlar var. Evin yıkılacağını bildikleri halde, hiçbir şey yapmayan, tek tek güçsüz oldukları için yapamayan ama bir araya gelmeyi de başaramayan insanlar.
Ben o dört duvara uzaktan bakıyorum. İçeride olan bitene müdahale etmiyorum, görüyorum sadece, tıpkı uyurken rüya görmek, rüya görürken gördüklerinin rüya olduğunu bilmek ama uyanamamak gibi.
Uzaktan bakar ve görürken balyoz sallayanları ve dahi çığlık çığlığa bağıranları, hiçbir şey yapmıyorum, yapamıyorum. Kendime hem uyuduğum için, hem rüya gördüğüm için, hem uyanmadığım için kızıyorum. Fakat o evin içinde bir araya gelip de o balyoz sallayanları durdurmayanlara kızmıyorum, kızamıyorum. O eve girmedikçe, sadece uzaktan bakarken buna hakkım olmadığını düşünüyorum.
Tıpkı yıllarca görmediğim bir çocuğun ne kadar büyüdüğünü fark ettiğimde beni artık tanımamasına isyan etmemek gibi. O çocuk büyürken yanında değildin, diyorum. O eve balyozlu insanlar girmeye başladığında sen o evden çıkmıştın, ilk balyoz duvara vurulduğunda orada değildin..
Ben o dört duvara uzaktan bakıyorum. "Dört duvar arasında olan dört duvar arasında kalır"dan öte bir şey bu. Anahtarım yoktu, eve giremiyordum. Rüya gördüğümü biliyordum, uyanamıyordum.
Sadece üzülüyorum. Sadece özlüyorum. Özlediğimin geçmiş, çok zaman, çok olay, çok insan geride bırakan bir geçmiş olduğunu bilerek hem de...