24 Ocak 2025 Cuma

"Sana ne?" demeyi öğrenmek on yıllarımı almıştı, ardından kendime, şimdi de "bana ne?" demeyi öğrenmelisin, demiştim. Ve fakat bunun asla gerçekleşmeyeceğini hatta iyi ki gerçekleşmeyeceğini biliyorum. Zira "bana ne" denilmemesi gereken o kadar çok şey var ki. Hele de tüm yaşananlara rağmen birlik olmayı öğrenemeyen, en zor şartlarda dahi örgütlenmeyi başaramayan toplumlarda bireysel mücadele bazen yarına inanmak, inanabilmek için elzem, belki de tek yol.

20 Ocak 2025 Pazartesi

"işte yine baş başayız

içimin acısı

yine biz bizeyiz 

ver elini

sus 

ne olur

incitme beni

ey kalbimin ağrısı

ver elini çıkalım seninle

soluksuz kalmadan sessizce

bu karanlık uğultulu ormandan"


17 Ocak 2025 Cuma

Bir çocuğun ağzından döküldüğünde çok üzücü olan sözlerden biri;

"Eğer havaya karışıp yok olsaydım; fark edecek kimse olmazdı."



Bir çocuğa, arkadaşlarının, öğretmenlerinin bu hissi vermesi -ki bu durumda arkadaşların "arkadaş", öğretmenlerin "öğretmen" olarak tanımlanması ne kadar doğrudur- yeterince kötüyken; ailesinin de bu duyguyu hissettirecek kadar uzak olması kabul edilir bir şey değil. Lakin bu çocuk var, değil içini, dışını dahi görmeyen insanlara rağmen yaşıyor. Ve aslında dikkatle bakarsak, bu çocuklardan çok var. Toplum, onları, yani çocukken görmezden geldiklerini, birer yetişkin olduklarında "tuhaf" sözcüğü ile damgalıyor.



9 Ocak 2025 Perşembe


İlk olarak bir kar tanesini böyle gördüm.

Milyonlarca dört yapraklı yonca bulmuş gibi hissediyorum... 

Saat henüz sekiz buçuk olmadan 6000 adım hedefini tamamladığıma göre; hava ve saat farkının yarattığı olumsuz etkilerden kurtulmuş bir enerjiyle günlük hayatın temposuna dönmüş olduğumu düşünüyorum. Tabii birkaç hafta sonra doya doya buongiorno ve ciao diyecek olmanın heyecanı da doping etkisi yaratmış olabilir. Şimdilik Guten Morgen Universum...