31 Mayıs 2023 Çarşamba

Çocuklarıyla tehdit edildi, hayat arkadaşına edilmedik hakaret kalmadı, yıllardır kanuna aykırı bir şekilde tutsak.. Yine de hep sesimizi duydu, sesimize ses oldu, umut oldu.. Her zaman sadece iyi bir insan değil, iyi de bir siyasetçi oldu.. Seçim sürecinde özgür birçok politikacıdan çok çalıştı, çoğundan hatta belki hepsinden yapıcı oldu.. Hep sağlam hep dik durdu.. Şimdi de büyük bir tevazu göstererek "halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum" diyor..

Asıl ben kendi adıma; çocukların tehdit edilirken, Başak kardeşime onca hakaret edilirken, meydanlarda "Selo'ya idam" diye bağırılırken, binlerce kilometre ötede yazı yazmaktan başka hiçbir şey yapmadığım için özür dilerim..

Yarın yazının tam metnini okumadan umutsuzluğa kapılmayacağım, çünkü sen her zaman doğruyu söyledin, eğer gerçekten aktif siyaseti bırakacaksan da; vardır bir bildiği, diyeceğim. Yoldaşça selam ve sevgilerimle, özgür günlerde görüşebilmek dileğiyle.
Selahattin Demirtaş'ın bugün Diken'de (https://www.diken.com.tr/demirtas-hdpnin-neden-geriledigini-yazdi-slogancilikla-daha-fazla-ilerlenenemez/) yazdıkları için "çok sert" diyenler ve tepki verenler oldu.. 
Gerçekten sert mi Selahattin Demirtaş'ın söyledikleri yoksa çoğunuzu, mevcut yönetimin eleştiriye kapalı siyasal ikliminin rüzgarı mı çarptı?
Hani "bizi kimse eleştirmesin ama biz istediğimizi, işimize geldiği gibi eleştiririz" esintisindeki rüzgar ya da bu tavrın başka bir açıklaması mı var?

TİP, Türkiye siyasetine hatta siyasetten uzak gençliğe soluk, ses ve umut oldu, bunun doğru olması TİP'in eleştirilmez olduğu anlamına gelmez. Kılıçdaroğlu'nun özellikle ilk seçimden önce kullandığı yumuşak, saygılı, birleştirici dil çok iyiydi, bunun doğru olması Kılıçdaroğlu'nun ikinci tur önceki tavrını eleştirilmez kılmaz.
HDP'nin belki de Türkiye'de seçmenini en iyi örgütleyen parti olması, HDP'nin, dört duvar ardındaki Selahattin Demirtaş kadar halkın her kesimine ulaşmayı başaramaması, bunun için yeterince çaba sarf etmemesi belki de umursamaması gerçeğini eleştirilmez yapmaz.

Seçim oldu, bitti, geride kaldı. Artık seçim sürecinde "aman, yeter ki mevcut yönetim değişsin" diye dile getirilmeyen her şey konuşulabilir. 
TİP'in toplam seçmen sayısını yüksek tutmak adına, aday olmadığı illerde ve yurt dışında oyların İttifak ortağına yani YSP'e verilmesinin daha doğru olduğunu yeterince anlatmaması, baştan beri yanlış olan altılı masa ve CHP'nin Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı seçilmesi için masadakilere verdiği tavizler, Kılıçdaroğlu'nun ilk tur ardından Oğan ve Özdağ seçmeninin oyunu almak için birleştirici dilden öteye geçen milliyetçi dil, bunların hepsi konuşulmalı. 
Kimsenin de kimseye, yıpranma, yıpratma endişe kalıbında "sus, şimdi eleştirme" deme hakkı yok!

Binlerce insan, meydanda topluca "Selo'ya idam" diye bağırırken kimse ayağa kalkmıyorsa; bu nidaya, seçimden önce sesi gür çıkan politikacılar da ikinci tura kadar sesi kibar çıkan politikacılar da sessiz kalmışsa; değil kendilerini eleştrilmez sananları eleştirmek, küfür bile ederim..

30 Mayıs 2023 Salı

Yazacaklarım çoğunluk tarafından hoş karşılanmayacak* ve yanlış anlaşılmaya müsait olsa da yazacağım her zaman olduğu gibi; 

(*zira çoluk çocuk fotoğrafı paylaşmayı pek seven bir toplumuz)

Sosyal medyada çocukların fotoğraflarının, videolarının vs ne kadar şirin olursa olsun paylaşılmasına karşıyım. "Paylaşan ebeveynse sana ne?" diyebilirsiniz ama öyle değil. Çünkü çocukların görüntülerinin paylaşılmasına sadece ben değil, kanunlar da karşı. 


Çocuğa ait görüntülerin yayılması, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 16. Maddesi tarafından güvence altına alınmıştır. Ayrıca, özel hayata ilişkin temel haklar (Madde 7 Temel Haklar Şartı) ve veri koruma (Madde 8 Temel Haklar Şartı) çocuklar için de geçerlidir. Menfaatlerinin vekili olarak çocuğun esenliği, ebeveynlerin görevidir. Ve evet, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Türkiye'yi de bağlar, ki belki Türkiye'de Çocuk Koruma Kanunu'nda buna ilişkin madde vardır, bilemiyorum, bakmam gerek.


Birçok ebeveynin unuttuğu şey, internette paylaşılan çocuk fotoğraflarının ve hatta videolarının anında kopyalanabileceği, saklanabileceği ve üçüncü şahıslar tarafından kötüye kullanılabileceği gerçeğidir. "İnternet asla unutmaz" cümlesi bu nedenle -birçok durumda- tam anlamıyla alınmalıdır. Çoğu zaman çocuk fotoğrafları ve videoları, sorumluları bulunamayan keyfi hatta pornografik sitelerde kullanılmaktadır.


Ayrıca yayınlanan görseller hiçbir şekilde kötüye kullanılmasa da büyüdükçe çocukları utandırması ve çocukların kendi imajlarına sahip olma haklarının ihlal edilmiş olmasına dayalı ruhsal sarsıntı, endişe, depresyon gibi tehlikeleri barındırır. Yine bu bağlamda çocuğun utanç verici bulduğu anlık görüntüler, yaşıtları arasında siber zorbalığa yol açabilir . 


O nedenle, ebeveyn dahil bir çocuğun görüntüleri ancak gazetecilik, habercilik faaliyetleri kapsamında yayınlanabilir, ki bu da bir çok durumda sansürlemeyi gerektirir. 


Gelelim bugünkü masa üstü dans videosuna; yukarıda yazdıklarıma istinaden tahmin edersiniz ki videonun sosyal medyada olmasına, yorum belirtmek için paylaşılmasına kati ve katı bir şekilde karşıyım. 

Gel gör ki; muhtemelen o videodaki çocuk, o masada oturanlardan birinin çocuğu ve belki de o masada oturanlardan hiçbiri, o çocuk masada dans ederken yorumlarda yazan iğrenç fikirlerden herhangi birini aklına dahi getirmedi ve sadece kendince hünerlerini sergileyen, dans eden bir çocuğu izledi. Belki de o iğrenç fikirler, videoyu ilk izleyenin aklına gelenlerdi, kendi zihni öyle iğrenç çalıştığı için..


Çocukların görüntüleri, iyi niyetle dahi olsa niye paylaşılmamalı anlatabildim mi?..


---○---


Bu arada haber başlıklarına dikkat ettiniz mi? Hepsinde "alkol alınan masada" vurgusu var.. 


---○---


Hadi yine içimde kalmasın, videoya dair "ikiyüzlülük" düşüncelerimi de yazayım..


- O video bir Avrupa ülkesinde çekilseydi, masada oturanlar Avrupalı olsaydı ve masada bir çocuk dans etseydi, değil küfürle ya da salya akıta akıta yorum yapmak, videoyu paylaşan hesabın "like" butonuna tıklamaktan kolunuz yorulur, altını da kalp kalp "ay çok tatlı" yorumlarıyla doldururdunuz. (Avrupa'da olmaz demeyin, Almanya'da olmaz belki ama İtalya, İspanya, Portekiz, Balkan ülkeleri ve dahi Fransa için oldukça mümkün.)


- "Alkol alınan masada" vurgusunu yapanlar ise, o masada alkollü içecek olmasa, başı örtülü birkaç kadın otursa, ettiği onca küfürü etmez, "ne olacak canım, çocuğun canı çekmiş dans etti, sizin içimiz fesat" tepkisi verirdi..


Of neyse.. İkiyüzlülük mü ikiyüzlülük.. Bir kesim, İç Anadolu olduğu için coştu, diğer taraf masada alkollü içecek olduğu için..


İki taraf da patır patır videoyu paylaşıp yorumlarını yaparken masada dans eden çocuğun menfaatlerini, insanlık onurunu gözetmedi ama son noktada ikiyüzlülüğü taçlandırmak için birleşip "çocuk Romanmış zaten" cümlesine sığındıklar.. 

Ha tamam, çocuk Roman ise sorun yok(!)(!)(!)

İkiyüzlülüğünüzde boğulun aslınız yüzsüz olsa da!..



29 Mayıs 2023 Pazartesi

İkinci turda seçime katılım Türkiye'de %3,12 azalmış, yurt dışında ise %2,49 artmış. Türkiye'de azalmaya rağmen geçerli oy sayısı ikinci turda artmış. 

Türkiye'de ikinci turda, ilk tura göre 1.458.763 fazla geçerli oy var, toplamda ise geçerli oy 1.610.475 artmış.

İkinci turda Erdoğan toplamda 700.855 (Türkiye 604.423, yurt dışı 96.432) fazladan oy alırken, Kılıçdaroğlu 909.620 (Türkiye 854.340, yurt dışı 55.280) fazladan oy almış.

AA'dan aldığım verileri karşılaştırırken yurt dışı oylarının Almanya'daki durumuna da baktım; 

Almanya'da ilk turda seçime katılım %53 iken ikinci turda %48,8'e düşmüş. Buna rağmen Almanya'da da geçerli oy sayısında artış var. Geçerli oy sayısı ikinci turda 31.477 artarken, Erdoğan'ın oyları 33.709 artış ile 509.302'ye ulaşmış, Kılıçdaroğlu'nun oylar ise 12.202 artış ile 248.329'a. 

İlk turda yurt dışı toplamında Erdoğan 1.047.740 geçerli oyla %57,47 iken, Kılıçdaroğlu 721.427 geçerli oyla %39,57, Oğan 34.626 geçerli oyla %1.90, İnce 19.313 geçerli oyla %1.06. 

İkinci turda Erdoğan yurt dışı toplamında 1.444.172 geçerli oyla %59,57, Kılıçdaroğlu ise 776.707 geçerli oyla %40,43 almış.

Bu durumda yurt dışı oyları toplamda Erdoğan'a %0,27 +, Kılıçdaroğlu'na aynı oranda - olarak yansımış ve Türkiye seçim sonuçlarında, Erdoğan %51,91, Kılıçdaroğlu %48,09 iken, genel seçim sonucunda Erdoğan %52,18, Kılıçdaroğlu %47,82 olmuş..


Ek olarak; Kendine küskün, kararsız, yılgın diyen %14 sandığa gitseydi bir şeyler değişir miydi? Öte yandan bu seçmenlerin sandığa neden gitmediğini, sekiz buçuk milyon insanın, kendilerini neden küskün, kararsız ve yılgın diye adlandırdıklarını sorgulamak gerekmez mi diye düşünmeden de edemiyorum?..

Sancaktepe'deki kutlamalar esnasında çocuğunu kaybetmiş anneye, aileye, sabır ve dayanma gücü dilerim. 
Ve bilin ki, böylesi tarifsiz bir acı karşısında, aynı görüşte olmadığı için "müstahak" diyecek kadar alçalmış insan suretleri, oyunuzu kime vermiş olursanız olun; sizinle aynı tarafta değilim. 

*Kutlamalarda Sancaktepe,Sarıgazi'de 4 yaşındaki bir kız çocuğunun aldığı kurşun yarasıyla hayatını kaybettiği iddiaları var. İletişim Bakanlığı çocuğun kurşun yarasıyla değil balkondan düşmesi sonucu hayatını kaybettiğini açıklamış.