31 Mayıs 2023 Çarşamba
30 Mayıs 2023 Salı
Yazacaklarım çoğunluk tarafından hoş karşılanmayacak* ve yanlış anlaşılmaya müsait olsa da yazacağım her zaman olduğu gibi;
(*zira çoluk çocuk fotoğrafı paylaşmayı pek seven bir toplumuz)
Sosyal medyada çocukların fotoğraflarının, videolarının vs ne kadar şirin olursa olsun paylaşılmasına karşıyım. "Paylaşan ebeveynse sana ne?" diyebilirsiniz ama öyle değil. Çünkü çocukların görüntülerinin paylaşılmasına sadece ben değil, kanunlar da karşı.
Çocuğa ait görüntülerin yayılması, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 16. Maddesi tarafından güvence altına alınmıştır. Ayrıca, özel hayata ilişkin temel haklar (Madde 7 Temel Haklar Şartı) ve veri koruma (Madde 8 Temel Haklar Şartı) çocuklar için de geçerlidir. Menfaatlerinin vekili olarak çocuğun esenliği, ebeveynlerin görevidir. Ve evet, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Türkiye'yi de bağlar, ki belki Türkiye'de Çocuk Koruma Kanunu'nda buna ilişkin madde vardır, bilemiyorum, bakmam gerek.
Birçok ebeveynin unuttuğu şey, internette paylaşılan çocuk fotoğraflarının ve hatta videolarının anında kopyalanabileceği, saklanabileceği ve üçüncü şahıslar tarafından kötüye kullanılabileceği gerçeğidir. "İnternet asla unutmaz" cümlesi bu nedenle -birçok durumda- tam anlamıyla alınmalıdır. Çoğu zaman çocuk fotoğrafları ve videoları, sorumluları bulunamayan keyfi hatta pornografik sitelerde kullanılmaktadır.
Ayrıca yayınlanan görseller hiçbir şekilde kötüye kullanılmasa da büyüdükçe çocukları utandırması ve çocukların kendi imajlarına sahip olma haklarının ihlal edilmiş olmasına dayalı ruhsal sarsıntı, endişe, depresyon gibi tehlikeleri barındırır. Yine bu bağlamda çocuğun utanç verici bulduğu anlık görüntüler, yaşıtları arasında siber zorbalığa yol açabilir .
O nedenle, ebeveyn dahil bir çocuğun görüntüleri ancak gazetecilik, habercilik faaliyetleri kapsamında yayınlanabilir, ki bu da bir çok durumda sansürlemeyi gerektirir.
Gelelim bugünkü masa üstü dans videosuna; yukarıda yazdıklarıma istinaden tahmin edersiniz ki videonun sosyal medyada olmasına, yorum belirtmek için paylaşılmasına kati ve katı bir şekilde karşıyım.
Gel gör ki; muhtemelen o videodaki çocuk, o masada oturanlardan birinin çocuğu ve belki de o masada oturanlardan hiçbiri, o çocuk masada dans ederken yorumlarda yazan iğrenç fikirlerden herhangi birini aklına dahi getirmedi ve sadece kendince hünerlerini sergileyen, dans eden bir çocuğu izledi. Belki de o iğrenç fikirler, videoyu ilk izleyenin aklına gelenlerdi, kendi zihni öyle iğrenç çalıştığı için..
Çocukların görüntüleri, iyi niyetle dahi olsa niye paylaşılmamalı anlatabildim mi?..
---○---
Bu arada haber başlıklarına dikkat ettiniz mi? Hepsinde "alkol alınan masada" vurgusu var..
---○---
Hadi yine içimde kalmasın, videoya dair "ikiyüzlülük" düşüncelerimi de yazayım..
- O video bir Avrupa ülkesinde çekilseydi, masada oturanlar Avrupalı olsaydı ve masada bir çocuk dans etseydi, değil küfürle ya da salya akıta akıta yorum yapmak, videoyu paylaşan hesabın "like" butonuna tıklamaktan kolunuz yorulur, altını da kalp kalp "ay çok tatlı" yorumlarıyla doldururdunuz. (Avrupa'da olmaz demeyin, Almanya'da olmaz belki ama İtalya, İspanya, Portekiz, Balkan ülkeleri ve dahi Fransa için oldukça mümkün.)
- "Alkol alınan masada" vurgusunu yapanlar ise, o masada alkollü içecek olmasa, başı örtülü birkaç kadın otursa, ettiği onca küfürü etmez, "ne olacak canım, çocuğun canı çekmiş dans etti, sizin içimiz fesat" tepkisi verirdi..
Of neyse.. İkiyüzlülük mü ikiyüzlülük.. Bir kesim, İç Anadolu olduğu için coştu, diğer taraf masada alkollü içecek olduğu için..
İki taraf da patır patır videoyu paylaşıp yorumlarını yaparken masada dans eden çocuğun menfaatlerini, insanlık onurunu gözetmedi ama son noktada ikiyüzlülüğü taçlandırmak için birleşip "çocuk Romanmış zaten" cümlesine sığındıklar..
Ha tamam, çocuk Roman ise sorun yok(!)(!)(!)
İkiyüzlülüğünüzde boğulun aslınız yüzsüz olsa da!..
29 Mayıs 2023 Pazartesi
İkinci turda seçime katılım Türkiye'de %3,12 azalmış, yurt dışında ise %2,49 artmış. Türkiye'de azalmaya rağmen geçerli oy sayısı ikinci turda artmış.
Türkiye'de ikinci turda, ilk tura göre 1.458.763 fazla geçerli oy var, toplamda ise geçerli oy 1.610.475 artmış.
İkinci turda Erdoğan toplamda 700.855 (Türkiye 604.423, yurt dışı 96.432) fazladan oy alırken, Kılıçdaroğlu 909.620 (Türkiye 854.340, yurt dışı 55.280) fazladan oy almış.
AA'dan aldığım verileri karşılaştırırken yurt dışı oylarının Almanya'daki durumuna da baktım;
Almanya'da ilk turda seçime katılım %53 iken ikinci turda %48,8'e düşmüş. Buna rağmen Almanya'da da geçerli oy sayısında artış var. Geçerli oy sayısı ikinci turda 31.477 artarken, Erdoğan'ın oyları 33.709 artış ile 509.302'ye ulaşmış, Kılıçdaroğlu'nun oylar ise 12.202 artış ile 248.329'a.
İlk turda yurt dışı toplamında Erdoğan 1.047.740 geçerli oyla %57,47 iken, Kılıçdaroğlu 721.427 geçerli oyla %39,57, Oğan 34.626 geçerli oyla %1.90, İnce 19.313 geçerli oyla %1.06.
İkinci turda Erdoğan yurt dışı toplamında 1.444.172 geçerli oyla %59,57, Kılıçdaroğlu ise 776.707 geçerli oyla %40,43 almış.
Bu durumda yurt dışı oyları toplamda Erdoğan'a %0,27 +, Kılıçdaroğlu'na aynı oranda - olarak yansımış ve Türkiye seçim sonuçlarında, Erdoğan %51,91, Kılıçdaroğlu %48,09 iken, genel seçim sonucunda Erdoğan %52,18, Kılıçdaroğlu %47,82 olmuş..
Ek olarak; Kendine küskün, kararsız, yılgın diyen %14 sandığa gitseydi bir şeyler değişir miydi? Öte yandan bu seçmenlerin sandığa neden gitmediğini, sekiz buçuk milyon insanın, kendilerini neden küskün, kararsız ve yılgın diye adlandırdıklarını sorgulamak gerekmez mi diye düşünmeden de edemiyorum?..