22 Mayıs 2026 Cuma

"Sen de Kılıçdaroğlu için oy kullandın."

"Sen de Kılıçdaroğlu'na oy verin dedin."

Evet, hem oyumu Kılıçdaroğlu'na verdim hem de Kılıçdaroğlu için çağrı yaptım.

8 Mayıs 2023'de şöyle demişim; "Varsın bu kez oyunuz emanet olsun, varsın bu kez gerçekten içinize sinmesin, bir dahaki seçimde oyunuzu içinize sinen adaya, partiye verirsiniz. [...] Çocuklarımızın geleceği için, "şu an elimizden gelen tek şey bu" düşüncesiyle; bir oy Kemal Kılıçdaroğlu'na bir oy bulunduğunuz bölgede gönül verdiğiniz ittifakın en güçlü partisine verin oyunuzu."

Çünkü o günlerde bir umut vardı içimizde, çelişkisi olan, şüphesi olan bir umut olsa da. 

Bugün son seçimde Kılıçdaroğlu için oy kullananların da oy isteyenlerin de kendini kötü hissetmelerini gerektirecek bir neden yok, suçlanmaları için de. Çünkü Kılıçdaroğlu yerine hangi isim yazılsa o isme oy verilecekti. Çünkü tek dileğimiz karanlıktan çıkmaktı. Çıkmadık, çıkamadık. 

Lakin kim ne derse desin, bu iç sesimiz bile olsa; suç, o gün Kılıçdaroğlu'na oy verenlerde değil, tıpkı bugün asıl tartışılması gerekenin Kılıçdaroğlu olmadığı gibi.

Evet, bugün Kılıçdaroğlu'na oy verenleri suçlu bulmak yersiz, hatta tek tepkiyi Kılıçdaroğlu'na vermek de yersiz. Kılıçdaroğlu nasıl ki o zaman remizdi şimdi de öyle. Sadece remzin tarafı değişti. 

Özetle; konu ne Kılıçdaroğlu ne de mutlak butlan ile geri alınan başkanlık. 

Konu demokrasi. Konu cumhuriyet. Konu hukuk. Konu bunların korunması, yeniden işler hale getirilmesi. Bence ilk bunun ayrımına varmak gerek. Yoksa Kılıçdaroğlu'nun resmini yere atmışsın, çerçevesini kırmışsın, üstünde tepinmişsin, boş işler bunlar. Birileri nicedir demokrasinin üstünde tepiniyor, Cumhuriyeti yıkmaya çalışıyor. Buna odaklan!