14 Mayıs 2026 Perşembe

Filmlerde görürüz. Doğum günü olan karakter eve gelir, ışıklar sönüktür. Ortalığı aydınlatmak için elektrik anahtarına basar ve bir grup insan bir anda "sürpriz" diyerek belirir, günün anlam ve önemine dair sözcükler ya da melodisine her dilde aşina olunan şarkıyı söyler. Belki çoğunuz yaşamıştır, ben yaşamadım, sevdiklerim bilir, böyle sürprizleri sevmem. Lakin doğum günlerimde sürpriz, kalabalık ve gürültü sevmesem de o günü sevdiklerimle geçirmeyi pekala severim. Elbette yanımda sevdiklerimden kimsenin olmadığı, yalnız olduğum ve sadece telefonla kutlandığım doğum günlerim de oldu, mesafe ve koşullar bunu gerektirdiğinden. Ve fakat nihayetinde tercih vardı, koşulların ve mesafenin oluşunda, oluşumunda. 

Şimdi hayal edin, tercihin söz konuşu bile olamayacağı koşullarda, sevdiklerinizden uzak, yüzlerini görseniz, seslerini duysanız da kısıtlı bir süre olduğunu bildiğiniz şartlarda doğum gününüz olduğunu, üstelik üst üste 5 yıl. 

Bu beş yılda, sevdiğinizin yüzündeki hüzün, dert, tek başına hayatı omuzlama çizgileri hep artmış, çocuğunuzun her deneyimi sizsiz eksik olsa da artmış, her gördüğünüzde biraz daha büyümüş. Çünkü siz, dört duvar ve parmaklıklar ardındasınız, üstelik hırsız, dolandırıcı, tecavüzcü, katil değildiniz. Sadece ülkenizi çok sevmişdiniz, gelecek iyi ve güzel olsun istemişdiniz. 

Hayal edin, hayatın içinde olmadığınız beş doğum gününü. Fakat sadece hayal edin, yaşamayın..

Her şeye rağmen demek istemiyorum, her şeyin rağmen yükü ve rağmenin her şeye yükü ağır. O yük özgürlük, sevdiklerinden, hayatını içinde olmaktan uzaklık. Rağmen, olmaması gerekeni sevimli hale getirmeye çalışan zavallı ama çok ağır bir sözcük, belki de küfür. 

O yüzden sevgili Tayfun, özgür ve sevdiklerinden ayrı olmadığın doğum günleri dileğiyle, doğum günün kutlu olsun!