Tarihe not: Çarşamba sabaha karşı gerçekleşen hava saldırısının ardından alınan ani dönüş kararı nedeniyle, planlanan dönüş tarihi, varış tarihi oldu. Ama dönüş nasıl oldu, bu da orada yaşananlar gibi tarihe düşülmesi gereken bir not olarak gerçekleşti.
Rafah sınır kapısından çıkış, Mısır'ın İsrail ile yaptığı anlaşma nedeniyle hala kapalı. Giriş çıkış sadece İsrail güçlerinin kontrolünde. Üstelik Oslo Antlaşması'na göre Philadelphia Rotası'nda kontrolün Mısır'da olması gereken yerde yani Rafah'ın hem Mısır hem de Filistin tarafında bu böyle. Girişte de bazı sorunlar yaşanmıştı lakin dönüş ile kıyaslandığında onlara sorun demek absürt kalıyor.
Rafah'tan çıkıp El-Ariş'e varmamız 54 saat sürdü. Minibüslerimizde aranmayan yer kalmadı. Motor, lastik ne varsa söküldü, takıldı. Erkek meslektaşlarımıza çıplak arama yapıldı. Biz kadınlar verdikleri kıyafetleri giymeye zorlandık. Tüm bu yaşananlar kelimenin tam anlamıyla silah zoruyla yapıldı. El-Ariş'te teslim edilmek suretiyle pasaportlarımıza, telefonlarımıza, tabletlerimize hatta suyumuza, yemeğimize, sigaramıza, çakmağımıza bile el kondu. Yola silahlı askerler eşliğinde devam ettik. Hava otuz küsür derece olduğu halde su içmemize dahi izin verilmedi. El-Ariş'e vardığımızda bizi almaya gelen uçağımıza direkt uçuş izni çıkmadı. Kahire'ye uçuş izni verildi. Çantalarımız El-Ariş'te bize verilmiş olsa da kendi kıyafetlerimizi giyme izni Kahire'de verildi. Uçağımız Kahire'de uçuş izni çıkana kadar beş saat daha bekletildi.
Geride kalan, gerçekte ise asla geride bırakmayacağım yaşanmışlık ile bu satırları yazdığım şimdiki zaman arası derin bir bocalama. Birkaç kuş cıvıltısı duyduğum bahçem ile geldiğim yerin aynı dünyada olduğunu kabul edemiyor zihnim henüz. Kendimi bir bilinmezden başka bir bilinmeze ışınlanlanırken başka bir bilinmezde kaybolmuş gibi hissediyorum. İçimde ne hüzün var ne huzur. Sadece boşluk, ne kara ne ak.