Unutmak bir lütuf mu yoksa lanet mi?
Tahminim odur ki; her insan, yaşamı boyunca, bu soruyu en az bir kez sormuştur, bazen kendisi için bazen de başkaları.Peki unutmak nedir? Bir şeyleri bellekten tamamen silip yok etmek mi yoksa bellekte dibe saklayıp yok saymak mı? Ruhsal açıdan sağlıklı olan hangisidir?
Unutkanlık ile unutma eylemini birbirinden ayrı tuttuğumuz sürece; ikisi de değil.
Zira unutkanlık altında başka sebepler aranması gereken kontrolsüz bir eylemdir. Bazen sebebi konsantrasyon eksikliği gibi basit sayılması mümkün olan bir gerekçeyken bazen de bir takım ciddi sağlık sorunlarının habercisidir.
Unutmak ise, zaman zaman bilincinde olmasak da kontrollü bir eylemdir. Cümleyi bir solukta telaffuz edince, duyunca ya da okuyunca çelişkide kalıyor insan, oysa çelişki yok. Bu eylemin temelinde yeniye yer açmaktan tutun da acıyı hafifletmeye, yaşanmışlığı yok saymaya hatta yaşanmışlığı küçümsemeye kadar birçok gerekçe olabilir, vardır da.
"Keşke acı veren tüm yaşanmışlıklar unutulabilse" demişti biri. Gülümseyerek "o zaman tüm psikoterapistler işsiz kalırdı" diye karşılamıştı bu yorumu bir diğeri.
Gerçekte ise; bir ruh sağlığı uzmanının görevi unutmaya yardım etmek değildir. Aksine ruh sağlığı uzmanı, kişinin iç dünyasında belirgin etki bırakmış olayların unutulmasından değil, o olaylarla yüzleşilmesinin ve barışık yaşanmasından yanadır. Bu nedenle de iz bırakmış olay(lar)ın üstüne gidilir, iz bırakan olay(lar)ın kişi üzerindeki olumsuz etkisini yok etmek, hiç olmazsa azaltmak için çözümler aranır terapi sürecinde. Çünkü 'unutmak' eşliğinde gelen 'yok saymak' sadece kısa süreli avutmaya hatta yanılgıya yol açar, ancak bir çözüm değildir, hele iyileşme asla. Hakikatte; terapilerde unutmak değil, daha az hatırlamak ya da daha doğru bir ifadeyle, hatırlandığında daha az etkilenme hedeflenmiş olur. Bu da bence unutmak ve hatırlamamak eylemlerinin farklı olduğunu gösterir. TDK her ne kadar 'unutmak' kelimesini, 'akılda kalmamak, hatırlamamak, aklından çıkarmak' olarak tanımlasa da.
Tabii ben şu an için, ruh sağlığını etkileyen olaylardan bahsediyorum. Zira kişinin tüm yaşanmışlıkları hatırlaması mümkün değildir. Hatta kişi arada zihnini, ruhunu tıpkı havasız kalmış bir odada tüm pencereleri açıp cereyan yardımıyla kötü havanın, iyi, temiz havayla değiştirilmesinde olduğu gibi havalandırmalıdır. Bu havalandırma esnasında zihni ve ruhu terk edenler tıbbi anlamda unutma eyleminden muaf tutulur. Çünkü ruha etkisi olan yaşanmışlıklar -ki olumlu yaşanmışlıklar için de aynısı geçerli- tıpkı masif mobilya parçaları gibi, o cereyandan etkilenmez, oldukları yerde sabit kalırlar. Terapistin görevi; cereyandan etkilenmeyen -olumsuz yaşanmışlık olarak görülen- mobilya parçasını, odanın genel durumuna rahatsızlık veren yerden, odanın sahibiyle birlikte alıp, başka bir köşeye, rahatsızlık ya da zarar vermeyecek bir alana taşımaktır. Ki bu durumda o masif mobilya 'a' harfidir. Unut(a)mamak eylemindeki fazla harf . Ve çoğu zaman, tek bir harfi eksilen eylem, tıpkı mobilyanın yer değiştirmesiyle odanın ferahlaması gibi, ruhta hafif ya da en azından taşıması daha kolay bir yük olarak kalır.
Şu ana kadar unutmak eylemini hep olumsuz yönden ele aldım, ruha iyi gelmeyen yanıyla. Oysa hayatımızda hiç unutmak istemediğimiz güzellikte anlar vardır, isterim ki çok olsun bu anlar ve daha niceleri de eklensin. Onları hatırlamak, anmak, hele de güzelliği eksik, yarım kalmamış, dolu dolu yaşanmışsa, yeniden yaşıyormuş gibi mutlu eder -çoğu- insanı.
Bu olumlu örnekte, unutulmayan anı, anları hatırlamaktan bahsediyorsam, fikrimce unutmamak ve hatırlamak yine aynı değildir.
Hatırlamak güzel bir duygu ile ilintiliyse mutluluk verir, dedim. Aslında güzel bir duyguyla ilintili her şey mutluluk verir. Hatırlanmak da. Çünkü birileri tarafından hatırlandığında, kendini özel, önemli hisseder kişi.
Velakin hiç kimse her zaman illa da iyi hatırlanmaz. Ve aslında sebebi ne olursa olsun, kimse de iyi hatırlanmayan olmak istemez.
Hatırlanmaya başka bir açıdan da bakmak gerekebilir. Örneğin; birilerinin ihtiyaç halinde aklına gelen ilk kişi olmak, kişiyi onurlandıran, mutlu eden bir hatırlanmadır. Ancak bu hatırlanma, tek yönlüyse ve gerçekten de sadece ihtiyaç duyulduğunda hatırlanıyor, herkesin huzuru yerindeyken, ortada hiçbir sorun yokken hatırlanmıyorsa hiç, bu kez de; onurlandıran, mutlu eden hatırlanma, onur kırıcı, mutsuz eden bir hatırlanmaya dönüşebilir. Kişi kendini, bir çıkar ilişkisindeymiş gibi hissedebilir, sadece ihtiyaç halinde hatırlanmaktansa hiç hatırlanmamayı tercih edebilir.
Olasılık olarak değerlendirdiğim bu örnek tam tersi etkiyi de gösterebilir. Kişi sadece ihtiyaç duyulduğunda hatırlansa bile, bunu her şeyin yolunda olduğuna yorduğu için, gerisinin önemli olmadığına kanaat getirebilir. Bu da kişinin tüm hayatına yayılan deneyimleriyle alakalıdır. Kişinin hayata, hele de hayatına dahil olmuş insanlara dair; olumlu deneyimleri olumsuzlardan fazlaysa ya da tam tersi hatırlanmaya dair fikri de farklı olacaktır. Çünkü deneyimlerimizin bakış açımız üzerinde etkisi vardır.
Çocukluğumuzda ailemizle ve\veya en yakınlarımızla yaşadıklarımızdan edindiğimiz deneyimlerin, bakış açımız üzerindeki etkisi, okuduklarımızdan, gördüklerimizden ve duyduklarımızdan daha fazladır. Okuduklarımız, gördüklerimiz, duyduklarımız başkalarının deneyimleridir. Zamanla öğreniriz; başkalarının deneyimlerini zihin süzgecimizden geçirmeyi -ki bu, hayati bir gerekliliktir- ve biliriz; bize fayda sağlıyorlarsa, onlar da bizim deneyim hanemize eklenir. Nihayetinde; hatırlarken ve hatırlanırken bakış açımız için belirleyici olan deneyimlerimizdir.
Unutmamak, hatırlamak, hatırlanmak ve aynı şekilde unutmak, hatırlamamak, hatırlanmamak; benzer ama aynı olmayan, bazen lütuf bazen lanet diye anlandırsak da illa hayatımızda olan, bizi biz yapan deneyimlerimizle şekillenen eylemlerdir.
Dilerim ki; hatırlarken mutlu olduğunuz hiçbir anı unutmayın ve dahi nice yenileri eklensin!
Dilerim ki; unutmak isteyip de unutamadığınız hiçbir yaşanmışlık hayatınızı zorlaştırıp ruhunuzu bunaltmasın.
Dilerim ki; arada ruhunuzdaki, zihninizdeki odanın, tüm pencerelerini açıp havalandıracak, yerini beğenmediğiniz mobilyaların yerini değiştirecek, beğendiklerinizi görünür kılacak yenilenmeler yapacak gücünüz olsun.