25 Kasım 2025 Salı

"Her zaman başka bir seçenek vardır!" 

Cinsiyet ayırmaksızın her birey hayatı boyunca bu cümleyi birilerinden en az bir kez işitmiş hatta söylemiştir. Peki, her zaman başka bir seçeneğin varlığı gerçekle örtüşüyor mu?

Bugün, kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü ve dolayısıyla "her zaman başka bir seçenek vardır" cümlesinin en çok sarf edildiği günlerden biri. 

Şiddete maruz kalmamış kişiler, şiddete maruz kalmış, kalan ve belki de kalmaya devam edecek kadınlara karşı bu cümleyi, şüphesiz ki iyi niyetle zikrederken, kadına istemeden şiddet uyguladığının farkında değil çoğu zaman. 

Şiddete maruz kalan kadınların, şiddete maruz kaldıklarını itiraf etmesi ve bu şiddetten uzaklaşması, hiç şiddete maruz kalmamış bireylerin zihninde gerçekleştiği gibi kolay olmaz. 

Hiç şiddete maruz kalmamış kişiler, "çek kapıyı çık", "dön arkanı git" vb cümleleri kolayca sarf edebilirler, çünkü, şiddetin -fiziksel şiddetin dahi- sadece fiziksel olmadığını anlayamazlar. Şiddete uğrayan birey, daha ilk mağduriyetle sadece fiziken değil ruhen de yara alır ve öz güveni zedelenir. Bu öz güven kaybı her maruz kaldığı şiddette artar. 

Şiddete maruz kalan kadınların büyük çoğunluğu susar. Bunun tek sebebi, akla ilk gelen olsa da, utanma duygusu, değildir. Şiddete maruz kalan ve öz güven kaybı yaşayan kadınlar, tek suçlu şiddet uygulayan olsa da kendilerinde suç bulmaya başlarlar, hatta maruz kaldıkları şiddeti hak ettiğini düşünenler dahi vardır.

Şiddete maruz kalan bir kadına "her zaman başka bir seçenek vardır" demek yerine; seçenek sunulmalıdır. Çünkü, nasıl korunacağını, nasıl gideceğini, nereye gideceğini, gitse hayatına nasıl devam edeceğini bilmeyen bir kadın, şiddete maruz kalacağını bilse de harekete geçmez, geçemez. 

Daha önce de dillendirmiştim; çevrenizdeki kadınları görmezden gelmeyin, bakın ve görün! Onların da sizi görmesini sağlayın. Çevrenizdeki bir kadının şiddet mağduru olduğu düşünüyorsanız ona; yalnız değilsin, ben varım, buradayım, yanındayım hissini verecek yakınlığı gösterin. 

Bazen sözcüklerdeki bir tını anlamaya yettiği gibi güven vermeye de yeter. Bazen bir bakış anlamaya yettiği gibi güven vermeye de yeter. 

Ama elinizi uzatmadığınız, ben buradayım, demediğiniz, seçenek sunmadığınız bir şiddet mağduruna "her zaman başka bir seçenek vardır" diyerek, bir de siz şiddet uygulamayın.


20 Kasım 2025 Perşembe

Şiddetin normalleştitildiği yapımlarda oynayıp dudak uçuklatan rakamları gelir hanesine yazdıran oyuncuların şiddete karşı verdiği beyanların samimiyetine inanmam mümkün değil...


15 Kasım 2025 Cumartesi

Avusturya'nın Vorarlberg eyaletinde, Sağlık Bakanlığı, 2025'in son ayından itibaren altı ay süreyle bir pilot uygulama başlatacak. Bu pilot uygulama çerçevesinde; depresyon, tükenmişlik sendromu, stres gibi kişinin hayatını derinden etkileyen ruhsal sorunlarda, hekim, konser, sergi, tiyatro gibi sanatsal faaliyetleri reçete edebilecek. Reçete edilmiş faaliyetlerin maliyeti, sağlık sigortası tarafından karşılanacak. Bu uygulama ile sanatın, yalnızlık, yorgunluk, stres ve depresyon üzerindeki iyileştirici gücünün de araştırılması hedeflenmiş.

9 Kasım 2025 Pazar

teşekkür ederim kıymetlim 

ve 

evet 

özlendin...

özledim...

"güneşin olsun gönlünde"

ve

evet

sevildin...

sevdim...

ve

her dem

sevileceksin...

"güneşin olsun gönlünde

ve her şey iyi olacak"


6 Kasım 2025 Perşembe

 5 Kasım 2025, 19:32 



4 Kasım 2025 Salı

Tüm tuşlara basıyorlar artık.

9 yıldır siyasi rehin olan Selahattin Demirtaş için Bahçeli "tahliyesi Türkiye için hayırlara vesile olacaktır" demiş.

Bir insan ömründen çalınan 9 yıl, evlatlarından, eşinden, anne, babası, cümle ailesinden çalışan dokuz yıl. 

Ama daha vahim bir şey var; Demirtaş'ın 9 yıldır hukuksuz bir şekilde devam eden tutukluluk halinin yani siyasi rehineliğinin çıkarlar için, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarının uygulanması yükümlülüğü ile değil de kişisel bir lütuf şeklinde uygulamaya konulacağını, konulabileceğini bilmek. 

Bir kişinin serbest bırakılması veya tutuklu kalması, bağımsız mahkemelerin kararlarıyla olmalı, yöneticilerin ya da yöneticilerin çıkarlarını gözetenlerin talimatıyla değil. 

Hiçbir özgürlük, hukuk devletinin varlığından üstün olmamalı ve bir hukuk devleti, haksız yere, hukuka aykırı bir şekilde kimsenin özgürlüğünü kısıtlamamalı. 

"Adalet mülkün temelidir" sözü adliye duvarlarını süsleyen bir cümleden öte değil uzun zamandır. Kişiye özel uygulanan adalet, hasar almış adalettir. Ki unutulmamalı temeli hasar alan her yapı bir gün çöker. 

Yasalar herkes içindir. Demirtaş ve diğer tüm siyasi rehineler (tutuklu dahi diyemiyorum) derhal serbest bırakılmalı. Lakin birileri böyle istiyor, diye değil, lütufmuş gibi hiç değil, yasalar bunu öngördüğü için!